#28 53 Ülkeden 550’nin Üzerinde Müşteriye Sahip Prisync’in Kurucularından Burç Tanır

Prisync e-ticaret firmalarına fiyat takibi hizmeti sunan bir yazılım. Kurucularından olan Burç Tanır ile hem e-ticaret hem de Prisync üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. SaaS iş modeline ilgili olanların da bu bölümü dinlemelerini öneririz.

Burç Tanır Kimdir?

Levent Aşkan: Şimdi bugün Prisync’in hikayesini senden dinleyeceğiz. Anlatmanı isteyeceğim ne yapıyordun, Prisync’ten önce neler yapıyordun, öncesinde biraz kendinden de bahsedebilirsin.  

Burç Tanır: Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum.2011 yılında mezun oldum, mezuniyetin akabinde aslında biraz daha bölümdaşlarım, okuldaşlarıma göre biraz aksi istikamette ilerledim açık konuşmak gerekirse. Yani doğrudan doğruya bir yerde çalışma gayesindense, aslında biraz karışık ama akademik kariyer bile düşünüyordum. Kafam çok karışıktı ama gel zaman git zaman girişimciliğe bulaşma şansım oldu aslında.

Burç Tanır’ın Uzakdoğu Hikayeleri

Levent Aşkan: Kafanı dinlediğin uzakdoğu hikayeleri vardı.

Burç Tanır: Tabii, oralar konuyu daha farklı podcaste götürebileceği için hızlı geçiyorum, evet dediğin gibi mezuniyet sonrası yabancıların gap year dediği şeyi birkaç aylığına kendimce deneyimleme şansım oldu. Ondan sonra aslında devam edecek adımlarda girişimciliğin bir opsiyon olabileceğini hissetmeye başladım. Hazır yeni mezunken, kaybedecek çok az şeyim varken birkaç arkadaşımla kampüste, aslında bugünkü şu an hepimizin kullandığı Slack’in bir benzerini, o zamanlar bence Slack vizyonunda değildi açık konuşmak gerekirse, ama benzerde bir ürün geliştirmeye gayret ettik. Açıkçası 1-1,5 buçuk yıl kadar ürün geliştirmeyi, iş geliştirmeyi oturtmaya çalıştık diyeyim ama amatörlükten mi pazar koşulları mı ne dersin tam istediğimiz noktaya, potansiyelimizin karşılığı olan noktaya getiremedik. Ondan sonra da o işi aslında çok bir batık olmadan bıraktık diyelim, pes ettik diyelim o noktada ama genel olarak girişimcilikten pes etmemişiz. O işin sonrasında yine girişimciliğin verdiği motivasyon, heyecan vesaire devam ettiği için de biraz daha piyasa koşullarını inceleyip o günün şartlarındansa nasıl bir girişime adım atılabilir onu araştırmaya başladık. Gelinen noktada 2013 yıllarına bakarsanız Trendyol, Markafoni vesaire, Türkiye’de olduğumuz için bunları söylüyorum, dünyada da birkaç yıl öncesinde Amazon, Ebay ciddi bir dalga vardı zaten. Buralarda çalışan çok sayıda arkadaşım vardı, hem yurt dışı hem Türkiye olsun. Bu arkadaşlarımla ne zaman bire bir vakit geçirsem aslında gerçekten vakitlerinin çoğunluğunu manuel bir şekilde rekabete, analize ayırdıklarını gördüm. Zaman mı denk geldi diyeyim, şansıma mı diyeyim veya doğru bir gözlem mi dersin ne dersin bilmiyorum. Aslında bu problemin otomatikleştirilerek çözülebilecek bir problem olduğunu burada da bir iş alanı olabileceğini düşündüm. Kabaca aslında Prisync fikrini başlatmış oldum, ürünü geliştirmeye başladık vs. derken aslında bugüne bağlandı hikaye.

Levent Aşkan: 2013 yılında başlıyor hikaye ve o zaman aslında kurucu ortaklar var değil mi ?

Burç Tanır: Evet üç kurucu ortağız.

Levent Aşkan: Sen daha çok business kısmındasın.

Burç Tanır: Evet evet, ben daha çok CEO diye geçiyorum aslına bakarsan, ama business ve tech diye bölmek gerçekten işlerlik açısından daha aydınlatıcı oluyor. İki tane ortağım var Samet Atdağ ve Neslihan Saygılı adında, üç kurucu ortak olarak başından beri götürmeye çalışıyoruz işi. Şu anda da çok şükür her şey yolunda gidiyor.

Prisync İlk Hizmetlerini Nasıl Sundu?

Levent Aşkan: O zamanlar siz fiyatları bir şekilde çekmeye başlayıp firmalara onun hizmetini sunuyordunuz değil mi ?

Burç Tanır: Yani, tam olarak değil aslında. İş o ama bilmiyorum sahasın yani Software as a Service dediğimiz iş modelinin başlangıcı bence yaygın bir şekilde service olarak başlıyor ister istemez. Hani istediğin kadar ürün vizyonun olsun, ürün yapmaya çalış o vizyon kesin olmalı ama Day 1 yani sıfırdan başladığında ürünü yoktan var edemeyeceğin için, var olman da, satış yapman da gerektiği için ne servisi sunacaksan otomatik olarak bunu manuel, el yordamıyla bir şekilde müşteriye kanıtlaman gerekiyor. Ya biz bu işi yapacağız bakın otomatik yaparsak o bizim meselemiz daha karlı yaparız. Ama bu işi yaparsak siz bize para verecek misiniz? Ha otomatik ha manuel. Aslında işin ilk 1-2 yılı diyebilirim full manuelden neredeyse yarı otomatiğe giden bir yolculukta geçti. Yani aslında ürün geliştirmeyi bir yerde müşterilere sunduğumuz servislerle, geceleri uyumayarak bu fiyat takibini ajans gibi bizim yaptığımız setupta sürdürdük. Sonrasında işte o finansmanla, biraz da dışarıdan bulabildiğimiz finansmanla ürünü ortaya çıkarabildikten sonra kabaca aslında 2015-2016 gibi gerçekten vizyonumuzda olan bu SaaS versiyonunu launch ettik. O günden bu güne aynı iş modeliyle büyüyoruz.

Levent Aşkan: Anladım, yani ilk etapta siz karşı tarafta firmaların bu yükünü üzerinize alıyordunuz ve fiyat takipleri kendiniz yapıyordunuz; bunun bir kısmını otomatik bir kısmını manuel olarak ilerletip maksat bir şekilde müşteri bulabilmek, şirkete kazanç getirebilmekti.

Burç Tanır: Aynen, bunu da daha çok yakın çevremizdeki Türk firmalardan başladık. Ekip buradaydı, kurucu ekip olsun sonradan dahil olan birkaç kişi olsun. Dolayısıyla ilk akla yatan dijital pazarlamayla vesaire gerçekten bugünkünden çok daha farklı bir şekilde kapı kapı dolaşarak aklına gelen Türkiye’deki majör e-ticaret sitelerinin ihtiyaçlarını dinlediğimiz, ihtiyaçlara çözüm verdiğimiz bir iki yıl geçirdik diyebilirim. Ama yani asla amaç o değildi onun farkında ilerledik.

Levent Aşkan: Maksat ürünü oturtmak.

Burç Tanır: Aynen, ürünü oturtmak, ürünü fonlamak gerçekçi konuşmak gerekirse sadece ürünü oturtalım, feedback toplayalım değil bir de hayatta kalalım meselesi var. 

Prisync’in Yatırım Hikayesi

Levent Aşkan: Bahsettiğin yatırım da herhalde tohum yatırım oluyor; ondan sonra da yavaş yavaş yurt dışına açılmaya başlıyorsunuz.  

Burç Tanır: Evet, yani o tohum yatırıma ek olarak da başka destekler alma şansımız oldu. Hani buradan bilmiyorum bilgi sahibi olan vardır olmayan vardır. Bu KOSGEB’in ve TÜBİTAK’ın şirketlerin belli bir seviyesine hitap eden bir çok hibesi var. Biz açıkçası bunları çok yakından takip edip firmanın kuruluşundan gelişimine doğru farklı farklı seviyelerde bunlardan istifade ettik. Dolayısıyla ilk günlerin finansmanı açısından aklıma gelen; ilk müşterilerin biraz geliri, biraz bu edinilen hibeler derken ondan sonra edinilen çekirdek yatırım, üstüne biraz daha yeni hibeler yeni destekler, ondan sonra da global büyümeyle gelirin biraz daha hızlı artması, kendini döndürebilen bir iş modeli oturdu diyelim.

Prisync Yurtdışına Nasıl Açıldı?

Levent Aşkan: Bu bahsettiğin yatırımlardan sonra yurt dışına nasıl açıldınız ? Site İngilizce çıkıyor.

Burç Tanır: Yani aslında nasıl desem yurt dışına açılmak yaklaşım meselesi galiba, tamamen fiziksel olarak açılmadık. Bizim yurt dışına açılmamız ofiste oldu. Ofiste oturup yurt dışına açıldık aslında. Dediğin gibi yüzde yüz İngilizce bir site. Bu siteyi de insanlar farkedip ‘’Yeni bir site açılmış hadi bakalım.’’ diyecek kadar net bir şey değil internet. Bir site açarsın kimseye söylemezsen bir ziyaretçi bile alamazsın. Biz de kimseye söylememe modundan çıktık kabaca bu siteye link alabileceğimiz olabildiğince fazla mecrada isim isim gidersek biraz da taktik paylaşma vesilesiyle, ilk olarak en kolay link alınabilecek Quora olsun soru cevaplayabileceğin, müşterilerin aslında bizim hitap edebileceğimiz sorulara bizim çözüm olarak yanıt verdiğimiz çok soru cevapladık. Buradan doğrudan doğruya link alma şansımız oldu. Bilenlerin bildiği, bu bizim SEO trafiklerimize yansıdı içeriğindeki kelimelere link aldığımız için kabaca sıralanmaya başladık. Gel zaman git zaman organik açıdan da önemli bir yer edindik. Bu organik trafiği biraz da kendi yağımızda kavrulurken harcadığımız AdWords ile birleştirdik vesaire. O yüzden aslında tamamen dijital pazarlamayı kullanarak yüzde yüz yurt dışına açıldık diyebiliriz.

Prisync’in Sağladığı Hizmetler Neler?

Levent Aşkan: Peki tam olarak ürün şu an geldiği noktada ne yapıyor?

Burç Tanır: Aslında ürün tam olarak hala vizyonumuza doğru koşuyor denebilir. Dolayısıyla hala bitmiş bir versiyonla ‘’Artık tamam ürün geliştirme bitti, dünyaya açılıyoruz.’’ kadar kolay değil ama şu anki siteyi tam anlatmak gerekirse şunu yapabiliyor: Varsayalım ki bir e-ticaret sitesi var, dünyanın herhangi bir yerinde. Hollanda’yı ben seviyorum, Hollanda iyi bir örnek. Bu site Hollanda’da e-ticaret sitesi, belli platformlardan birini kullanıyor. Platformdan kastım Shopify, Magento gibi hatırı sayılır yüz binlerce e-ticaret sitesini barındıran firmalardan birini kullanıyor. Bu Hollandalı e-ticaret sitesinin tek yapması gereken bizim yazılımla sattığı ürünlerin Magento’sundan bize yüklemek, bu arada bunu tek tıkla yapıyor, o ekleme sonrası yazılımın birinci yaptığı şey otomatik olarak bu ürünlerin kodlarını baz alarak internetteki rakip linklerini bulmak. Örnek verelim, teknosa.com’daki bir tane iPhone linki vs. hepsiburada.com’daki bire bir eşlenik linkleri buluyor Hollandalı firma için. O link tespitini yaptıktan sonra aslında bizim diğer otomasyonumuz bu linkleri otomatik ziyaret edip bu linklerdeki mevcut fiyatları takip edip bir veritabanına yazmak bu veritabanından da aslında bir web arayüzü üzerinden de bu fiyatları servis etmek. Bir sonraki adım da aslında üçüncü adım, firmalar tüm bu topladığımız fiyatlara kıyasla rakip fiyatlara göre dinamik fiyatlandırma yapabiliyor; yani nedir arayüzle tanımlayabildikleri kurallarla diyebiliyor ki ‘’Ben x rakibimden daima %5 ucuz olayım, ama kar marjım da en azından %7 olsun.’’ Sonra bu site için yeni bir fiyat belirliyoruz, hem karlı hem de rekabetçi. Magento entegrasyonu sayesinde de ilk başta anlattığım sitesindeki fiyatı otomatik olarak değiştiriyoruz. Yani uçtan uca anlatmak gerekirse; bir kişinin yüzde yüz olarak el yordamıyla yaptığı uçtan uca fiyatlandırmayı dünyada her ölçekten firma için otomatikleştiren hale geldik. Sürecin devamı da aslında daha fazla platformla entegrasyon, hem marketing hem ürün yetenekleri açısından, bu bahsettiğim dinamik fiyatlandırma kurallarını daha sofistike hale getirmek vesaire. Ürün daima koşuyor bunu ısrarla vurgulamak istiyorum.

Prisync’i Kullanan Firmalar 

Levent Aşkan: Şu an ürünü anlatmanla çok net oturdu, güzel oldu. Şuan sadece Shopify ile Magento mu? Yoksa bunların hiçbirini kullanmayan bir e-ticaret sitesi de bu ürünü kullanabiliyor mu ?

Burç Tanır: Kesinlikle kullanabiliyor, e-ticaret platformundan bağımsız aslında bir şirket kesinlikle gelip bizim yazılımımızın otomatik fiyat takip kısmını kullanabiliyor. Yani kendi ürünlerini panele barkodla tanımlarsa rakip linklerini yine buluyoruz, yine fiyatları gösteriyoruz, yine dinamik fiyatlandırma kuralları tanımlayabiliyor ve biz bu kişiye yine tavsiye fiyatlandırma sunabiliyoruz; fakat bu sunduğumuz fiyatların otomatik olarak sitesine yansıması için platforma entegre değilse bir API’ımız var, bizdeki tüm datanın firmanın altyapısıyla entegre edebileceği bir arayüz gibi, teknik bir arayüz gibi Application Programming Interface. Bunu sağlayabiliriz böyle firmalara. Bu şekilde de kullanan çok sayıda müşterimiz var farklı farklı platformlardan.

Prisync’in Müşterilere Sunduğu Zamandan Tasarruf Fırsatı

Levent Aşkan: Aslında müşteri için bayağı bir zaman kazancı oluyor değil mi ?

Burç Tanır: Evet, çok ciddi bir zaman kazancı.

Levent Aşkan: Bunu manuel bir şekilde yaparken Prisync sayesinde otomatik bir şekilde yapabiliyor.

Burç Tanır: Evet öyle çok ciddi zamanlar çıkıyor, bu zamanların nakdi maliyetini hesapladığımızda zaten bize ödenen aylık abonelik maliyetlerinin ne kadar karlı olduğu ortaya çıkıyor. Öte yandan da bu işi yapıyor olmanın başlı başına bir değeri var. Ha manuel ha otomatik rekabetçi fiyat analizi yaparsanız ve fiyatlarınızı dinamik değiştirirseniz çok ciddi bir kar marjı kazancınız da oluyor. Aslında hem manuel eforla kaybedeceğiniz zamanı kazanıyorsunuz hem de bu işi yaptığınız için kar ediyorsunuz. İki taraftan da ciddi bir direkt olarak nakit kazancı sağlıyor. 

Prisync Fiyatlandırmayı Nasıl Yapıyor?

Levent Aşkan: Fiyatlandırma nasıl oluyor ? 

Burç Tanır: Fiyatlandırma aslında olabildiğince nasıl desem, küçük orta ölçekli firmaların da bu hizmete erişebileceği şekilde. $59’dan başlıyor bizim en temel paketimiz. Burada ürünün adetlerine göre bir fiyatlandırmamız var. Ek olarak da ürün adetlerinin paralelinde yazılım dahilindeki belli özellikleri ayrı ayrı paketlere serpiştirdik. Şimdi gelinen noktada biraz daha ürün geliştikçe, bu özellik seti kompleks hale geldikçe yeni bir fiyatlandırmaya doğru gidiyoruz biz de. Çünkü, açıkçası bazı vakalarda masada para bıraktığımızı hissettik. Özellikle global büyük pazarlarda çok uygun fiyatlı kaldığımız şeyler oluyor. O kadar ki bazı müşteriler bunu açıkça söyleyebiliyor; yani İsveçli bir kullanıcımız vardı zamanında ‘’By the way you guys are very cheap’’ gibi hani, bu kadarı da olmaz aslında insan söylemez dersin ama paylaşılıyor. Dolayısıyla demek ki masada ciddi anlamda da para bırakıyoruz. O yüzden kendi fiyatlandırmamızı da çözmemiz gerekiyor.

Levent Aşkan: Onda değişiklik olacak zamanla herhalde ?

Burç Tanır: Evet, hatta birkaç hafta diyeyim birazcık daha pahalı olmaya doğru ama yine erişilebilir olmaya doğru meyil var.

Prisync kaç ülkede kaç firmada kullanılıyor?

Levent Aşkan: Prisync kaç ülkede kaç firmada kullanılıyor?

Burç Tanır: Şu Anda 53 ülkede yaklaşık 570 müşterimiz var. Müşteriden kasıt paralı kullanıcı. Bugüne kadar 100’den fazla ülkeden 1000lerce deneme kullanıcımız oldu. Şöyle, bunlar bir yerde istatistik ama pazarın çok büyük yoğunluğu belli bir yerde dağılıyor. Ama mesela örnek vermek gerekirse, Mauritius’tan bile müşterimiz var. Bu içeride biraz şaka konusu ama çok değişik ülkelerden bir ya da iki müşterimiz olmakla birlikte pazarımızın çok büyük çoğunluğu U.S Canada, Kuzey Amerika tarafları ve Avrupa’dan oluşuyor. Biraz biraz da yeni yeni işte Avustralya taraflarında aktivitemiz arttı.

Levent Aşkan: Oran vermek gerekirse, paylaşabilir misin ?

Burç Tanır: Yaklaşık %30-%40 Amerika taraflarından geliyor, yaklaşık %40 kadarı Avrupa’dan geliyor. %20 kadarı U.K. gerisi de Türkiye dahil dünyanın gerisi aslında. Türkiye  son baktığında bu podcasta denk gelebilecek bir veri olduğu için akşam çıkmadan bakmıştım %1,5-%2 gibi bir yerde açıkçası hem müşteri hem gelir olarak.

Levent Aşkan: Aslında tamamiyle yurt dışından.

Burç Tanır: Neredeyse evet, zaten bu Türk müşterilerimiz ilk satışlarımızı yaptığımız, bize o dönem güvenen firmalar. Gurur duyulabilecek bir şey mi değil mi bilmiyorum, çok aktif müşteri kazanımımız yok şu anda. Adreslenmesi gereken bir sorun da olabilir ama öte yandan da diğer taraf yeterince hızlı ve yeterince iyi gittiği için çok ekstra bir çabamız yok.

Prisync Hangi Sitelerden Veri Alıyor?

Levent Aşkan: Yazılım gereği siz çeşitli sitelerden veriler alıyorsunuz, fiyat verisi olabilir belki stok verisi bunun gibi veriler alıyorsunuz. Şimdi bu kadar müşteri varken kaç tane siteden veri alıyorsunuz bence bu çok önemli bir ayrıntı sizin işinizin arkasında. Ve orada şuan büyük veri dediğimiz veri var diye tahmin ediyorum ben.

Burç Tanır: Çok büyük veri var, sayılarla konuşmak gerekirse dediğim gibi şu an bu bahsettiğim 100’den farklı ülkeden kullanıcıya hitap etmişiz. Bazısını müşteri yapabilmişiz bazısını yapamamışız ama. Bu firmaların her biri için ister deneme safhasında ister müşteri olduktan andan sonra yaklaşık 300.000’den fazla siteden şu an günlük fiyat çekiliyor ve günlükten kastım günde 4 ve buradaki sayı da milyonlarca fiyat aslında çünkü her bir siteden binlerce linkten de fiyat çektiğimiz durum var, bir siteden bir fiyat çektiğimiz durum da var. Dolayısıyla veritabanında yaklaşık 300.000 tane site var 100’den fazla ülkeden.

Levent Aşkan: 300.000 tane e-ticaret sitesi var.

Burç Tanır: Evet, düşününce aslında orada ilginç bir veri de oluşuyor. Bizim yaklaşık 500 müşterimiz var, 300.000 tane olası müşterimiz var. Böyle birazcık içimizi gıdıklayan data onu da ufak ufak kurcalıyoruz aslında.

Levent Aşkan: Peki bu tarz verileri çekebilmek yasak değil mi ? Çünkü Google’ın robotları tarzı şeylerde tam olarak bilmediğim konu olduğundan da soruyorum orada bir sıkıntı olmuyor diye düşünüyorum, zaten olmadığı aşikar ama orada size böyle taş koyan bir durum olmuyor değil mi?  

Burç Tanır: Yok, çünkü aslında şunu bir mik ediyoruz aslına bakarsan. Bizim ekibimizde 1000 tane istihdam edebileceğimiz çalışan olsa ve bu bin kişi eş zamanlı fiyatları açsa Excel’e copy-paste yapsa verinin doğasıyla ilgili yani herhangi birinin gidip görebildiği veriyi sakınmak çok mantıklı değil ama toplama yöntemimiz biraz daha teknolojik açıdan transforme olmuş durumda. Gidip bahsettiğim ta zamanında arkadaşlarımın elle yaptığı şeyi biz aslında otomatik yapıyoruz. Dediğin yerde bazı gri alanlar şöyle var, bazı sitelerde örneğin fiyatlar loginlerin arkasında oluyor. Yani sen bir bayii kurmuşsun, bayilerin belli e-posta şifresi oluyor. O fiyatlar e-posta ve şifreyle girilebiliyor. Bunlar bizim şu an teknik olarak çözebileceğimiz problemler ama ticari ve hukuki açıdan birazcik destek almaya çalıştığımız daha netleştirmeye çalıştığımız konular. Bu konularda yüzde yüz netleme olmadan açıkçası bir hamlemiz yok ama diğer taraf yüzde yüz halka açık public dediğimiz datayi otomatik toplamak yaptığımız şeylerden biri. Yine birazcik rekabet tarafından bakarsak şunlar ilginç durumlar, bizim belli marka müşterilerimiz de var deminden beri bahsettiğim e-ticaretçilerin rakip takip ettiği sonra fiyat değiştirmesi vakasına ek olarak yaklaşık %5-%10 luk bir müşteri kitlemiz bu e-ticaret şirketlerine mal veren yani ürün tedarik eden markalardan oluşuyor nedir işte Sony, Schneider Electric, Motorola vs. Bu firmaların durumunda, perakendeciler pazara mal verdikten sonra buradaki fiyatlara direkt olarak müdahil olmamalılar. Dolayısıyla bizi kullandıklarında fiyatlar işte fiyatları bilmelerinde yine çok bi sorun yok ama takibinde fiyatı şöyle yaptın böyle yaptın çok dahil olmamaları gerekiyor. Orası da zaten bizim operasyonumuz olmadığı için, bunları etüt ettiğimiz için rahat söyleyebiliyorum. Şuan için bir problem olmuyor hem yurt içinde hem yurt dışında.

Dünyada Kaç Tane E-Ticaret Sitesi Var?

Levent Aşkan: 300.000’den fazla e-ticaret sitesinden fiyat çektiğinizi söylediniz. Peki dünyada kaç tane e-ticaret sitesi var?

Burç Tanır:  Dünyada 12 ila 13 milyon arası e-ticaret sitesi olduğundan ben kıllanıyorum açık söyleyeyim. Benim elimde şuan 5,5 milyon tane domain var. Yani evladiyelik bir liste diyebilirim. Bayağı farklı farklı kaynaklardan ve işte bir şirketin e-ticaret sitesi olduğunu datalarını listeleyen şirketlerden tut da kendi databasemiz veya bizim gibi fiyat karşılaştırma hem B2B hem B2C fiyat karşılaştırma sitelerinin böyle halka açık datalarından toplayan scraping kasımız kuvvetli olduğu için webden data toplayabilmek kendi işimiz için de webden data toplayabiliriz. O yüzden çok ciddi bir müşteri kitlesi var. Yani yine referans vermek gerekirse bu 5.5-10 milyon şirketi düşündüğünde 500 müşterimiz olduğu için hala Day 1 gibi bakılabilir. Hala gidilecek çok yol var.

Prisync’in Spotlight’ı Satın Alma Hikayesi

Levent Aşkan: Daha yolun başında. Sizin şimdi Avustralyalı bir firmayı satın alma hikayeniz var Spotlight adında. Yanlış hatırlamıyorsam, o da aslında Avustralya’da Prisync benzeri bir işi yapıyor ve daha çok kitlesi Avustralya’ya yönelik, onu anlatabilir misin ? Size kazancı ne oldu? Şu an oradaki müşterilerle iletişim nasıl gidiyor ? 

Burç Tanır: Tabii, başta da söylediğim üzere Avustralya’da başlı başına bizim için %5-%10’luk tüm kitleye bakarsan bir pazar. Dolayısıyla oradaki rakip anlamlı bir rekabet teşkil ediyordu bizim için. Yani yer yer biraz yerellikten biraz da bilmiyorum satıcılarının kabiliyetinden müşteri kaybettiğimiz durumlar oluyordu; ya direkt müşteri kaybettiğimiz ya da aslında bir Avustralyalı kullanıcı, bu yüzde yüz Avustralyalı bir kullanıcı oluyordu bu arada,  bizim yazılımda denerken Spotlight’ı da denediğini söylüyordu ve bir yerden sonra o kullanıcıdan ses alamıyorduk. Dolayısıyla, Spotlight’a gitmiş diye var sayıyorduk. Gel zaman git zaman işte birazcık zaman geçtikten sonra, ben bu arada bir çok rakibimizle bire bir Linkedin’den olsun, e-posta olsun, call olsun vesaire tanışık kalmaya gayret ediyorum. Bunlar da temasta kaldığımız firmalardan biriydi. Rol arkadaşlarım birazcık ürün geliştirme tarafında ve olayı birazcik Avustralya dışına çıkarmakta zorlandığını işittikten sonra aslında ,birazcık yani tabii ki bu kadar net değil ama, ya artık siz bu işi salın biz yapalım tadına doğru giden bir iletişim olmaya başladı. Orada anlamlı bir, tabii şimdi paylaşamayacağım, finansal bir noktaya gelince, şu noktadan bahsediyorum rakibimizin atıyorum n adet müşterisi vardı biz bu n adet müşteriye AdWords’ten vesaire almaya çalışsak belki belli bir miktar x maliyeti olacaktı. Burada x+y kadar maliyetli biraz premium koyup bir rakibimizi pazardan çıkarıp Avustralya’da artık doğrudan doğruya bizim oyunumuzun oynandığı bir deal yapma şansımız oldu. Bunun gibi dealleri açıkçası aramaya devam ediyoruz. Olmasını da umuyoruz bu yıl olsun önümüzdeki yıl olsun. Şu an elimizde biraz da finansal kaynak da var umarım böyle böyle haberler paylaşmaya devam ederiz. Bunun da açıkçası erken aşama SaaS girişimlerinde birazcık inorganik bir büyüme yöntemi olabileceğini düşünüyorum, samimiyetle de inaniyorum. İnsanların kovalamasına da sağlık veririm özellikle de rakiplerle temasta olmak işte böyle bir temas çıktığında sonradan başka bir rakibinizin başka bir rakibini satın aldığını okumaktan daha bence proaktif bir yaklaşım. Demin dediğim gibi öyle bir rakama gelir ki aslında değerlendirdiğinizde birdenbire toplu müşteri kazanımı anlamına gelir. Sorduğuna da gelirsem, Avustralyalı kullanıcılar çok şükür ki biri hariç bir tane Amerikalı müşterileri vardı. Onu ürün beklentisi aslında farklı olduğu için kaybettik açık konuşmak gerekirse; ama geri kalan hepsi zaten Avustralyalılar ruhen de biraz tatmin olmaya okeyler. Dolayısıyla, bizim belki de çok daha sıcak servis sunmamız çok da yakın temas kurmamız onları Prisync’i bırakmamaya da itiyor. Hepsine de destek veriyoruz Mart 2019’dan beri.

Levent Aşkan: Bence bu arada rakiplerle iletişim halinde olmak güzel bir tavsiye çünkü biz belki ülke olarak rakiplerle iletişime geçmekten korkuyoruz. Ya işte bir şey söylerim o da onun aynısını yapmaya kalkışır falan ama sen demek onun o güzel yolunu bulmuşsun ki orada bir sinyal aldığında direkt şirketi satın alma yolunda gitmiş. Belki sizin rakiplerinizden biri de Spotlight’ı satın alabilirdi.

Burç Tanır: Evet olabilirdi, bir onun haberini okumak var çok şovlu konuşuyorum ama birini yazmak var. Dolayısıyla yazma tarafında olmayı bence tercih etmeliyiz. Rakibinle bir şey konuşuyorken tonu da belirleyebileceğin için ağzımdan şu kaçtı dur bunu şöyle söylemeyeyim diyorsan söylemeyebilirsin. En azından bir tanışıp irtibatta kalmanın bir zararı olacağını sanmıyorum.

Prisync’in Yurtdışı Planları

Levent Aşkan: Geçen haftalarda aldığınız yatırımı anladığım kadarıyla yurt dışına açılmakta kullanmak istiyorsunuz. Orada planlar nedir ? 

Burç Tanır: Referans vereyim Levent, bizim müşteri adedimiz vs. Total Addressable Market dediğimiz ulaşılabilecek bütün pazarda ne kadar firma var diye baktığımızda biz bir süredir artık bu gapten diyeyim gidilebilecek hala çok büyük olmasından gıdıklanmaya başlamıştık. Yani çok şükür içeride organik büyüme vardı birkaç yıldır; yani aslında bunu ileri sararsak da yine gurur duyabileceğimiz bir hikayeye doğru gidecekti ama bu hikayenin ölçeğini arttırmak hem de hızını arttırmak için artık kazandığımızdan biraz daha fazlasını harcama gereği oluştu aslına bakarsan. Yatırım da bizatihi bu oluyor zaten. Kendi kendini döndürmekten öte bir süre aslında dışarıdan soktuğun finansmanı döndürüyorsun sonra kendi kendini daha büyük ölçekle döndürüyor. Bizim açımızdan da aslında bu büyüme hızı anlamında bazı duvarlara çarpmaya başlamıştık organik tarafta özellikle aklımıza yatan çok güzel paralı reklam yöntemleri oluyordu, bunların giriş seviyeleri birazcık yüksek olabiliyordu. Ama atıyorum o ayki nakit akışı gereği o kadar büyük bir experiment yapamıyorduk. Biraz daha çalışan yöntemlerden zaten çalışan kanallarda çalışan adetlerde müşteri kazanıyorduk. Şimdi biraz bu bizi heyecanlandıran experimentlere girebileceğiz, özellikle dijital pazarlama tarafında. Öte yandan dışa dönük satış yapmaya başlayacağız kabaca. Dışadönükten kastım şimdiye kadar büyümemiz Prisync’i kendi kendine bulup, denemesine kayıt olan firmaları bu ilgilileri doğrudan doğruya müşteriye çevirmekti. Şimdi hiç bizimle ilgisi olmayan bizden haberi olmayan firmalardan sıfırdan bir ilgi uyandırıp, onlara sıfırdan ulaşıp, Linkedin’den, e-postadan veya telefon görüşmesiyle onlara Prisync’i denemeye ve sonra müşterisi yapmaya çalışacağız. Burada çok ciddi bir ekip kuruyoruz aslında; ekibe ek olarak arkasında çok ciddi bahsettiğim listelerden eklediğim doğru teknoloji altyapısını kullanmaktır, bunlara kafa yoruyoruz. Burayı büyütmeye oynayacağız. Öte yandan da demin satır arası konuştuğumuz gibi ürünlerin gideceği çok yol var. Ürünün yol alması için yakıt anlamında en büyük gereksinim ekip aslına bakarsan. Çok ciddi bir ekip yatırımımız olacak. Buradan da bu vesileyle her boyutta olduğu gibi developer tarafında da ürün geliştirme ve programlama tarafında da çok ciddi arayışımız olduğunu zaten her mecrada söylüyoruz burası da bir mecra olduğu için buradan da söyleyeyim. İşin satış tarafı pazarlama tarafı kadar her tarafı için arıyoruz ama developer tarafı Türkiye’nin kanayan bir yarası olduğu için orayı özellikle vurgulayalım. Burayı da dolayısıyla belli bir finansmanla daha hızlı büyütmeye çalışacaz. Çok kabaca aslında gidilebilecek çok uzun bir yol olduğunu gördükten sonra daha hızlı gitmeye karar verdik denilebilir. Bir de şu galiba kafamızda daha da netleşti. Bizim pazarın şöyle aslında değişik bir erken aşamalığı daha var epey rakiplerimiz var ama pazarı domine eden bir rakibimiz yok aslına bakarsan dijital mecralarda aşağı yukarı pazarı biz domine ediyoruz. Bunu daha da hakim kılmak gerçekten çok daha somutlaştırma şansı da olacak yani. Piyasada çok fazla yatırım alan yani organik dışı, inorganik de büyümeye çalışan rakimiz de yok. Bunun dolayısıyla bir avantaj olabileceğine gerçekten inanıyoruz, deneyeceğiz şansımızı.

Burç Tanır’ın Outbound Marketing Tavsiyeleri

Levent Aşkan: Şimdiden bol şans tekrardan, bu yatırımı marketing ve ürün tarafında harcayacaksınız. O şekilde ilerlemeyi düşünüyorsunuz. Marketing’de outbound marketing benim bildiğim kadarıyla en çok uğraştığınız kanallardan biri. Bunu Segmentify’ı çektiğimiz bölümde Murat abi de aktarmıştı. Burada senin böyle aktarabilecek outbound marketing yapmak isteyenlere vereceğin tavsiye var mı ? 

Burç Tanır: Epey var, açık konuşmak gerekirse. Uçtan uca düşünmenin faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Levent Aşkan: Çünkü dijital marketing kadar fazla para harcamaya gerek kalmayan bir model de olabiliyor.

Burç Tanır: Eğer gerçekten büyük bir pazardan bahsediyorsak, dijital pazarlamadan farklı olarak çok daha ölçeklenebilir. Örnek vermek gerekirse, bizim AdWords’te şu an sonsuz bütçemiz olsa bile insanların yoktan competitor price tracking yazmasını sağlayamayacağız. Ama milyonlarca şirkete competitor price tracking diye birşey var diyebiliriz sabırla sebatla Linkedin’den ulaşarak. Buradaki potansiyel çok büyük, dolayısıyla baştan gidersek addressable market dediğim şeyi doğru çizmek çok önemli. Yani kime gideceğiz, bu şirketlerin listesini nasıl derleyebilirim, nerden bulabilirim satın mı almalıyım, otomatik mi toplamalıyım, kazıyıp mı bulmalıyım, o listeyi derlemek önemli. Biz burada bence epey çaba sarf ettik ve dediğim gibi 5,5 – 6 milyon kadarlık Excel düşünün, 5,5 – 6 milyon satır var. Her biri bir e-ticaret sitesi, ne duruyorsun helva yapsana gibi bir şey aslında. Tek tek bunlara ulaşıp bizden bahsetmek gerekiyor. Devamında dediğim gibi elde liste varken tek tek bunlara ulaşıp bahsetmenin ne olduğunu tanımlamak gerekiyor. Yani, bu şirketlerin her birini işliyorken kabaca Linkedin’den mi gideceksin, bunların telefon numaralarını mı bulacaksın vesaire. Bu anlamda da Sales Stack adında bayağı ciddi büyüyen bir yan pazar var; kabaca hani bizim gibi teknoloji firmalarının satışını hızlandırma amacıyla büyük veriyi kabaca işleyip doğrudan doğruya ulaşacak şirketin tüm kontak bilgisini önüne döker doğru, Linkedin profillerini önüne döker. Orada aslında manuel insan eforunu da yok eden ve çok daha verimli kılan teknolojilere para harcıyoruz. Buraya da para harcamaya devam edeceğiz. Sonrasında da aslında eğitilebilir iş gücünden bahsediyoruz yani kastettiğim, yurt dışıyla iletişim kurabilmek için belli ölçüde gelişebilecek seviyede veya zaten gelişmiş seviyede bir İngilizce devamında da aslında öğretilebilirden kastım şu doğrudan doğruya çok büyük bir satış tecrübesi gerektirmiyor outbound; çünkü aslında aşama aşama firmalarla temas kuruyorsun. Dolayısıyla, işüstünde de öğrenilebiliyor. Satışa hevesli diyeyim, satış kabiliyeti birazcık içinde olan belli bir İngilizce seviyesinde olan kişilere doğru süreci aktardınız. Onların önüne de doğru şirket listesini beslediğimiz süreç var. Yaklaşık 7 aydır bunu çok aktif yapıyoruz. Dolayısıyla, yıllardır yaptığımız bir şey de değil. 7 ayda kendini kanıtladığını da söyleyebilirim. Bu işi çok daha büyük ölçekte yapmakta fayda var. Bizim şu an aslında kafa yorduğumuz onlarca şeyden biri de şu an haftada yaklaşık 10 bin şirkete erişebiliyoruz, ulaşmamız gereken 5,5 milyon şirket var, hadi bakalım. Nasıl hızlandırırsın, nasıl kalabalıklaşırsın, nasıl kültürü bozmadan buradaki ekibi kalabalık yapabilirsin vesaire. Keyifli bir problem olmakla birlikte hiç kolay bir problem değil. 

Levent Aşkan: Ülkemizin şu anki haline göre ülkemize döviz sokmak için en güzel modellerden biri değil mi ?

 Burç Tanır: Doğru, yüzde yüz böyle bakmamak lazım tabii ama; burada yine bir müşteri kazanım akışı var AdWords ile kıyaslanabilir bir şey aslına bakarsan. AdWords’e harcadığın para nedir, o paraya karşılık ne kadar müşteri kazanıyorsunun analizini doğrudan doğruya buradaki efor, emek içinde yapabiliyorsun, iş gücü maliyeti anlamında. Türkiye’nin yaşam koşulları gereği bu işi doğrudan doğruya Amerika’da hayatını sürdürmeye çalışan bir kişiye yaptığında tabii ki bir maliyet avantajı var. Çünkü, aynı müşteri kitlesine ulaşabiliyosun. Oradaki etkinlik belki biraz yerellikten dolayı değişebiliyordur. Onu da yenmeye gayret ediyoruz nitelikli bir şekilde.

Burç Tanır’ın Prisync’teki İlginç Hikayeleri

Levent Aşkan: Şimdi, Prisync’te çalışırken rastladığın ilginç hikayelere gelmek istiyorum. Geçtiğimiz yılın sonunda Black Friday üzerinde bir rapor yayınlamıştınız. Milyonlarca URL üzerinden fiyat çektiğinizden indirimlerin doğruluğu üzerine de bilgi sahibi oluyorsunuz. Rapor sonrasında çıkan sonuca göre bu indirimler gerçek mi yoksa indirim öncesinde fiyatlar yükseltilip sonra düşürülüyor mu? Bu konuda senin görüşlerin neler? 

Burç Tanır: Açıkçası burada portfolio teorisi işliyor. Kimse bence bu kampanyaların doğrudan doğruya hayrına yapılmadığının farkında olmalı. Bir şirket gidip tüm ürünlerinde çok büyük indirim neden yapsın ki? Bunları neden yapıyor, yeni müşteriler kazansın, belki o ürünün satışında zarar etsin ama başka ürünlerin satışından da bir şekilde kar etsin ki hayatını sürdürsün. Kampanyalar hayrına yapılmıyor öncelikle hem satıcı hem tüketici olarak hemfikir olmamız lazım. Dolayısıyla da firmaların genel uyguladığı şey tüm portfolyoların belki de %3 – %5’inde, firmadan firmaya göre değişir dediğime göre ama, çok ciddi indirimler yapmak. Ama gerisinde de gerçekten fiyatları normalden de arttırdığı gözlemimiz var. Bazı firmaların da zaman zaman bu fiyat indiriminden önce yer yer fiyatları arttırdığını görebiliyoruz. Yani burada ana şey de değişiyor, Türkiye’de birazcık farklı tatminlerle de Black Fridayler uygulandığı için, belli bir tarihe endeksli gitmek çok doğru değil. Bizim bir önceki araştırmamızda birazcık açıkçası iyileştirilebilecek yerlerden de onu gördük. Bir spesifik Amerika’da genelgeçer, zannedersem 29 kasımdı yanlış olmasın. Belirli bir tarihe doğrudan doğruya baktık. O tarihteki fiyat değişikliklerine göre bir şeyler söylemeye çalıştık ama bunu da not olarak belirttik bu arada, araştırma yapıyorsak da belli bir bilinçle yapıyoruz.

Ama mesela bazı farklı firmalara 29 kasımda farklı hedeflediği yerler oldu, indirimler için. Dolayısıyla, hepsi bir arada diyebilirim buradaki tespitte. Yani ama bence herkes şunun farkında olmalı; tüm ürünlerde %50 indirim yapılmayacaktır, bazı ürünlerde %50 indirim yapılacaktır, bazı ürünlerden de firmalar bu iyiliğinin karşılığında, bu iyilikse, o müşterilerden de bazen para kazanabilmek için o siteye gelmişken zaten alabileceği bebek bezini 5 lira pahalı yaparsa bence kazanabilmeli, kampanya neticede. Gerçekten bir pazarlama stratejisi. Pazarlama yaptığı için ve nasıl desem, ikna edebildiği için firma kazıklıyor, kandırıyor diye firmaları doğrudan yaftalamak yanlış demeyeyim ancak; neticede bu işin bir ticaret olduğunu dolayısıyla da kar edilecek bir şey olduğunu da düşünüyorum.

Prisync Labs’in Başlangıç Hikayesi

Levent Aşkan: Prisync’in daha çok developer takımının geliştirdiği bir projesi var değil mi? Youtube’da daha çok Samet’in sunduğu, PrisyncLabs adında. O nasıl başladı ve hangi amaçla başladı? Sizin tamamıyla developer kitlesine ulaşmak için istediğiniz bir kanal mı ? Yani o sayede developerlara tanışıp bir şekilde şirkete mi almak istiyorsunuz? 

Burç Tanır: O sebeplerden birisi veya amaçlardan birisi diyeyim ama birazcık daha tespitle yola çıkarsak aslında biz iş modeli itibariyle hem ürün geliştirme doğrultusu olsun, hem satış pazarlama doğrultusu olsun yurt dışına yönelik iş yaptığımız için ama gün sonunda da hem İK faaliyetleri, hem birazcık aslında yaşadığımız yer burası olduğu için pek buralı olmadığımızı fark ettik. Çok çok temel çıkarım mesela burayla çok bir iletişimimiz veya işte buraya geri sunduğumuz öğrendiklerimizi, bu konuşma da aslında bu amaçla yaptığımız şeylerden birisi denilebilir. Biraz PR faaliyeti dersin, biraz payback dersin, tecrübe paylaşımı dersin. Aslında PrisyncLabs de bunun birazcık daha dediğim gibi teknik taraflı odağında, Türkçe içerikli, Samet’in bu alanda yeterince Türkçe içerik olmadığını fark etmesi üzerine ortaya çıkan bir proje amaçlarımızdan biri. Söylediğin şeylerden biri, yani nedir Türkiye’de yaşayan developerların gerçekten bizden haberdar olması, doğrudan doğruya mesaj da yok, hadi gelin bize başvurun diye bir şey yok. Böyle bir şey var bu şirketin nasıl bir şirket olduğunu bakın görün, biz bunları biliyoruz bunları paylaşmaktan keyif alıyoruz. Ofisimizin ortamı budur, tanışmak isterseniz de bize ulaşmanız bizi mutlu eder gibi bir duruş var aslında. Temel motivasyon o demek çok doğru olmaz, birkaç temel motivasyon var onlardan birisi. Ama o açıdan da epey güçlü kuvvetli çalıştığımızı söyleyebilirim. Bence oradaki ekibin emeklerin karşılığını aldığımızı düşünüyorum. Bilinirliğimiz en azından o boyutta arttı. Prisync diye bir şirket varmış, Prisync Türkmüş gibi düşünceler de oluşuyor insanlarda.

Levent Aşkan: Siz bu alana yönelik Türkiye’de bayağı çalışmalar yapıyorsunuz, bir developer grubunun sponsorusunuz galiba, onunla birlikte daha önceden yaptığınız İstanbul e-commerce meet up grubu vardı. Bir şekilde aslında Prisync’i oradan da duyurmaya çalışıyordunuz. Yapılan işin dışında, payback olayında da faydalı olduğunu düşünüyorum. Bir şeyler yapılıyorken onların nasıl yapıldığını aktarmak çok değerli. 

Burç Tanır: Yani inşallah, yurt dışından firmaların pay tarafı iyi çalışırsa Levent, paybackin süreceğini düşünüyoruz.

Burç Tanır’ın Dinleyicilerimize Verebileceği Tavsiyeler

Levent Aşkan: Yavaş yavaş sona doğru gelirken, senden şeyi istiyorum bu zamana kadar 2013’ten beri bir şekilde çok güzel hikayeler yaşamışsınız; şirket satın almaları, yatırımlar, şirketin büyümesi, 500 tane müşteri, 50’den fazla ülkede satış yapma deneyimi, bunları yaşarken hiç çıkardığın dersler var mı dinleyicilerle paylaşmak isteyeceğin ?

Burç Tanır: Ben nerede olduğumuzun ve kime hitap ettiğimizin idrakında olan bir ekip olduğumuzu biliyorum. İstanbul-based, Türkiye’de iş yapan nitelikli bir ekibiz, tüm dünyaya hizmet veriyoruz; dolayısıyla bunun farkında olduğunuzda enablement oluşuyor çok kabaca. Nedir, biz şu anda aslında müşterilerimizden kazandığımız gelirin sayesinde inanilmaz iyi bir hizmet verebilir durumdayız. Üç farklı timezoneda tüm müşterilerimizin 7/24 bir şey sorduğunda yanıt verebileceği bir düzeni afford edebiliyoruz. Bu çok çok önemli; çünkü bunun eşleniğini farklı farklı pazarlarda korumak, dolayısıyla da bulmak hiç kolay değil. Bence bu tarz avantajlardan doğabilecek birinci sürdürülebilir yöntemlerden biri: Oradaki maliyet avantajını gerçekten bir nokta sonrasında gelir avantajına çevirilebilecek yöntemler bulmak. Bu bahsettiğim outbound taraftaki büyüme doğrultusunda da benzer bir düzen var veya demin söylediğim destek tarafında da var. Birazcık yine nereliyiz ve kime gidiyoruza baktığımızda, ben bazen şeye şaşırıyorum galiba gerçekten Türklükten kaynaklı hizmeti o kadar iyi yapıyoruz ki gerçekten herkeste var sanıyor olabiliriz ama gerçekten içten gelen şeyleri işe yansıtmak lazım. Çok böyle lokal konuşmak istemiyorum ama Türk işi SaaS yapılabilir ve bunun gerçekten dünyada avantajlı karşılığı var. Bence bizim kodlarımızda direkt bunun doğru kısımlarını kullanıyoruz. Dediğim gibi müşteri önceliği olsun, müşteri velinimettir yaklaşımındandır belki de. Bunu tavsiye edebilirim, şeyin çok doğru olmadığını düşünüyorum, tabii ki okunulabilecek çok materyal var bunların çok büyük çoğunluğu genelgeçer şeyler ama ben şeyi çok farkettim US based bir blokta okuduğum bir çok şeyi aslında context itibariyle buraya translate etmem gerekiyor. Direkt Türkçe’ye çevirmiyorum ama Türkiye’ye çevirmek diye bir gerçek var. Orada refere edilen, bahsedilen maliyetler, California based birinin kaldığı evin kirası örneğin, bir ofis tutmamalısınız ilk 20 ay diyor atıyorum. Halbuki, belki de tutulabilir çünkü burada farklı. Context’in farkında olmak bence önemli. Öte yandan sabır sebat bence birazcık yaşlı gibi sound edebilir ama bizim işin belki de gideceği noktayı kestiremiyorum ama en azından geldiği nokta itibariyle çok fazla pes edilebilecek noktası oldu. İşin yeterince hızlı büyümediğini hissettirdiği zamanlar oldu. Gerçekten verdiğimiz emeğin o an itibariyle kısa vadede karşılığını alamadığımızı hissettiğimiz durumlar oldu. Ama gün sonunda sabır sebat gösterince gerçekten işin büyük resmine inandıktan sonra pes etmemek bence büyük resimde payback sağlıyor kuruculara belki de yatırımcılara vesaire. Pes etmemeyi söyleyebilirim.

Levent Aşkan: Bizim insanımızda misafirperverlik var ama birazcık da sabırsızlık da var. O sabırsızlığı biraz yontmak gerekecek.

Burç Tanır: Orada biraz da şu yüzden söylüyorum, bahsettiğim Avustralyalı rakip örneğinde belki de o arkadaşların pes ettiği nokta bizim zaten pes etmeyi düşündüğümüz noktanın onda biri zorluğunda falandı. Biz birazcık daha bence buradaki hayat koşullarımızı, baz minimuma indirmeyi başarabildiğimiz için, orada indirmek kolay değil, Sidney’de belki baz minimuma indirdiğinde bile burada lüks bi hayat yaşıyor oluyorsun. Dolayısıyla, bunları avantaja çevirmek mümkün çünkü, aynı müşteri kitlesine hitap eder oluyorsun. Bunun farkında olup iyi yanlarını kullanmak bence ciddi bir avantaj.

Levent Aşkan Calendly: calendly.com/leventaskan

Prisync: prisync.com
Kariyer Sayfası: https://prisync.com/careers

Bölümde Konuşulanlar:
🔺 01:16 Burç Tanır Kimdir?
🔺 02:53 Prisync Nasıl Başladı? Başlangıcı Hangi Hizmetle Oldu?
🔺 06:18 Destekler Üzerine Görüşleri / Yurtdışına Nasıl Açınıldı?
🔺 08:44 Ürün Şu An Ne Yapıyor ve Sundukları
🔺 12:26 Fiyatlandırma Modeli
🔺 13:38 Kaç Ülkede Kullanılıyor, Türkiye’deki Oran?
🔺 15:25 Kaç Websitesinden Fiyat Çekiliyor? Bu Sitelerden Toplu Olarak Fiyat Çekebilmek Bir Problem Yaratıyor Mu?
🔺 19:40 Avustralyalı Rakibi Spotlite’ı Satın Alma Hikayesi
🔺 20:14 Alınan Yatırımla Neler Yapılması Hedefleniyor?
🔺 26:44 Outbound Marketing Tavsiyeler?
🔺 30:45 Black Friday Tarzı Büyük İndirimler Üzerine Görüşleri
🔺 33:30 Prisync Labs Nasıl, Ne Amaçla Doğdu?
🔺 36:10 Verebileceği Tavsiyeler
🔺 39:48 Kapanış

🔷 Burç Tanır İletişim

email:burc@priync.com
linkedIn: https://www.linkedin.com/in/burc-tanir-57482b45/?originalSubdomain=tr

Bölüm İçerisinde Geçen Linkler
🔷 Slack: slack.com
🔷 Magento: magento.com
🔷 Shopify: shopify.com
🔷 Samet Atdağ: https://tr.linkedin.com/in/sametatdag
🔷 Neslihan Şirin Saygılı: https://tr.linkedin.com/in/sirinnes
🔷 PrisyncLabs: https://www.youtube.com/channel/UCAYAwQ-SKG2-o4c5UQcitTQ
🔷 Istanbul Ecommerce Meetup: https://www.meetup.com/Istanbul-E-Commerce-Meetup/

Hemen dinle:
iTunes: https://apple.co/2uYcVvx
Spotify: https://spoti.fi/2OlZQ5W
Spreaker: https://lnkd.in/gZEysX3

Paylaş:

Twitter
LinkedIn
Facebook
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2 Haftalık E-Bülten

E-Bültenimize
Abone Olun!

Online dünya hakkında fikir sahibi olmak için bültenimize abone olabilirsiniz.

Sosyal Medya Hesaplarımız

En Son Yazılar

En Son Yazılar

Midjourney Nedir?

Dijital dünyada tasarıma getirilen yepyeni bir boyut Midjourney. En basit tanımıyla; oluşturacağınız metinleri görsele çeviren bir yapay zeka uygulaması. Hayal ettiğiniz her şeyi metne dökebildiğiniz

Twitter’da Büyüme İpuçları

Dünyada 500 milyondan fazla, Türkiye’de ise 16 milyondan fazla kullanıcıya ev sahipliği yapan Twitter, işinizi veya ürününüzü pazarlamak için mükemmel bir araçtır. Fakat milyonlarca kullanıcı

ChatGPT Nedir, Nasıl Kullanılır?

ChatGPT, OpenAI tarafından geliştirilen son teknoloji ürünü bir dil modeli. Bir yapay zeka dil modeli olarak ChatGPT, insan benzeri metin yanıtlarını anlamak ve üretmek için

Figma Nedir

Figma, kullanıcı arayüzleri (UI), kullanıcı deneyimi (UX) tasarımları ve etkileşimli prototipler oluşturmak için kullanılan bulut tabanlı bir tasarım ve prototipleme aracı. Tasarımcılar ve geliştiriciler gerçek

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x