#41 Statik İmajları En Hızlı Şekilde Videoya Çeviren United Plankton’un Kurucu Ortağı Muammer Okumuş

Bu bölümümüzde yurtdışında Unilever, Vodafone, Coca-Cola, Reckitt Benckiser gibi markalarla çalışan ve kazancının %40’ını yurtdışından elde eden United Plankton’un kurucu ortağı Muammer Okumuş’u ağırladık.

Muammer Okumuş Kimdir?


Levent Aşkan: Muammer abi hoş geldin.

Muammer Okumuş: Hoşbulduk Levent, çok teşekkür ederim beni davet ettiğin için.

Levent Aşkan: Ne demek, şimdi United Plankton’a geçmeden önce senin hikayeni bir dinleyebilir miyiz, nasıl başladın bu işe, ondan önce neler yapıyordun, United Plankton nasıl başladı? Bize bunun kısa bilgisini verirsen şahane olur.

Muammer Okumuş: Tanıyanlar çok da az olsa bilir, United Plankton’ın kurucusu olmadan önce Nokta’yla Plankton arasında Türkiye’de Twitter’ın da partneri olan Genart’ta bir süre çalıştım. Bir yıla aşkın reklam sektörüne giriş çok eski üniversite yıllarında okuduğum zamanlardan başlar; o zamanlar üniversite okurken de Marketing’de o zamanlar Youth Republic’te çalışıyordum. Devamında Superonline ve Nokta kuruldu. Ardından Genart ve sonrasında da United Plankton olarak devam etti. Kişisel hikayem bu kadar basit.

United Plankton Ne Zaman Kuruldu?- Hikayesi Nedir?

Levent Aşkan: United Plankton ne zaman kuruldu?

Muammer Okumuş: United Plankton 2015’in haziran ayında kuruldu, resmi olarak ama tabii; şirketin hikayesi resmi kuruluş tarihinden çok daha önce başlıyor. Hemen ne oluyor istersen birazcık o hikâyenin bir kısmından bahsedelim, özellikle yıllar önce dahil çalışma hayatıma başladığımdan beri birlikte çalıştığım bir ekip arkadaşım vardı, Oktay, onunla ortağım zaten yine. Nokta’da beraber çalıştığımız Taner ile de uzun yıllar beraber çalıştık. Bu 5 yılı sayarsam onunla 8-9 yıldır birlikteyiz, onun da dahil olduğu bir iş ortaklığı bu. Aslında birincisi, kariyeriniz boyunca biriktirdiğiniz bilgi birikimi yanında insan kaynağı da oluyor onlar sizin için, farklı olabiliyor. İkincisi ise bir şekilde bu organizasyonu teşkil etmek için bir 6 ay önce fikirsel çalışmalarını bitirdikten sonra fizik testini yaptık; yani ocak ayında 2015’in 6 ay kadar süren aslında ürünlerimiz nedir, fiyatlaması nedir, karı nedir? Yurt dışı stratejimiz yani  o gün kurulduğumuz tarihte bizim yurt dışı stratejimiz de belliydi. 5 yıllık bütün vizyonumuz hazırdı. 2015 haziran diyebilirim ama resmi kuruluşumuza.

United Plankton Hizmetleri ve Teknolojisi

Levent Aşkan: Peki tam olarak ne yapıyor United Plankton, bilmeyenler için nasıl özetleyebiliriz bu hizmetleri? 2015’te kafanızda kurduklarınız ve şu an hala geçerli olanlar.

Muammer Okumuş: Ana fikir değişmedi, biz statik imajları hızlıca videoya çeviriyoruz; bütün hikâye bu kadar basit. Bize görseller geliyor biz de onları hızlıca videoya çeviriyoruz. Böyle anlatmamın sebebi de şu: Bir gün, bir duyum ve birkaç sohbette geçmişti; yatırımcılar size soru sorarsa hemen bunu 10 saniye içinde anlatabilmelisiniz diye. Bizim hiç öyle hikayemiz yok tabii, biz yatırımcılarla çok fazla vakit geçiren bir kurum olmadık hiçbir zaman ama bu bizim için iyi bir şeydi; yani ne yaptığımızı hızlıca ifade etmemiz bence çok kilit bir şey. O yüzden en basitinden bir durağan fotoğraf bize geliyor, biz onu videoya çeviriyoruz. En kolay o sektör tabii, geniş yaptığımız işlerin de derinliği çok önemli ama özetle bunu yapıyoruz, video üretiyoruz.

Levent Aşkan: Video üretiyorsunuz ama sizin orada arkada aslında geliştirdiğiniz bir teknoloji var değil mi? Normalde size bir statik imaj geliyor; örnek veriyorum ben FMCG sektöründe çalışan biriyim, sizlerle olan bir anlaşmam var ve diyorum ki işte şu imajı alın bunu videoya çevirin ama sizdeki teknoloji sayesinde siz bana o imajdan böyle onlarca yüzlerce video üretiyorsunuz ve ben de bir seçim yapabiliyorum, oraya da değinelim mi?

Muammer Okumuş: Biraz farklı, söylediğini de yapan kurumlar var ama biz şöyle bakıyoruz konuya: Bize gelen bir içeriğin bir görselin aynen söylediğin hikâyede aslında çok daha hızlı bir şekilde devir etmesi gibi bir yöntemimiz var. Biz bir teknolojiyle bu işi yapıyoruz kendimizin inhouse bir yazılımıyla normalde ortalama 8 saat sürebilecek bir üretimi biz 5 ila 10 dakika arasında tamamlayabiliyoruz. Ürünlerimiz televizyon, online, offline bütün mecralarda kullanılabiliyor; ama dramatik olarak getirdiğimiz fark şu anda hala bu konuda rakibimiz de yok dünyada. Çok hızlı video üretebilmek yani sitenin imajı en hızlıca anime etme konusunda dünyadaki en hızlı kurum United Plankton.

Levent Aşkan: Orada o zaman adetten çok siz zamana oynuyorsunuz. Bir tane mi üretiyorsunuz 8 dakika sonrasında?

Muammer Okumuş: Günde ürettiğimiz adet çok daha fazla tabii ama yani çünkü aynı anda 1 gün içerisinde belki 100-150’ye yakın farklı brande dünya üzerinde Avusturalya’dan Toronto’ya, Kanada’ya birçok farklı coğrafyadaki markaya neredeyse gerçek süreye yakın hizmet veriyoruz. O yüzden günlük bant akışımız çok yoğun ama yaptığımız şey o andaki ihtiyacı hızlıca çözümleyebilmek. Ortalama 30 dakika işlem süremiz var denebilir müşterinin bandımızda geçirdiği süre 30 dakika. Öyle olunca da açıkçası çok verimli uluslararası bir operasyon kurabildik. Şu anda bu hızda üretilebilen bir rakibimiz de söz konusu değil.

Yurt Dışı Satışları ve Firmaları Nasıl Buldunuz?

Levent Aşkan: Siz en başta zaten yurt dışı bazlı çıktınız değil mi? 2015 yılında ve ilk çıktığınız anda yurt dışından müşterileriniz var diye tahmin ediyorum.

Muammer Okumuş: Valla çok güzel keşke öyle olsa; ama çok hızlı oldu yani 2015 haziranında kurulduk. Kurulduğumuzda burada bulunduğumuz pazar çok yoğun; Türkiye’de zaman geçirebildik kariyerimiz burada ama ürünümüz o kadar uluslararası idi ki Türkiye’deki müşterilerle görüşmeye başladığımızda bir kere müşteri kazanım hızımız ilk açılış yılında 1,5 gün yani her 1,5 günde bir yeni müşteri kazandık Türkiye pazarında. Hala da ortalama ayda 10-12 yeni brandla ilerliyoruz; yani 5. yılımızda bile ortalamamız oldukça yüksek, çok hızlı müşteri kazandık. Türkiye pazarında bu kadar hızlı müşteri kazanmanın faydası uluslararası kurumlarla hızlıca çalışmaya başlıyorsunuz. Bunun cesareti ile de yurt dışındaki uluslararası kurumlara hızlıca erişebiliyorsunuz, onlara referans verebileceğiniz bir dünyanız var, çünkü bizim ilk yurt dışı müşterimiz yanlış hatırlamıyorsan 2016’nın başlarına doğru ya da 2015’in sonlarına doğru Emirates NBD idi Dubai’den. Tabii bunu da anmış olalım ilk müşterimiz Emirates NBD, daha sonra Türkiye’de Denizbank’ı da satın aldılar. 2. 3. 4. sayamadım çok hızlı geçtik ama bu müşteriler arasında mesela, yine 2016 şubat ayıydı galiba, ya da ona yakın bir tarihte Rovio Entertainment yani Angry Bird oyunlarının da sahibi oyun şirketinin videolarını üretme anlaşmasını yaptık bu 2 taneyi söyleyebilirim ilkler olarak. 

Levent Aşkan: Peki bu firmalar sizleri nasıl buldular bu Türkiye’de olan bağlarla mı yoksa internette yaptığınız çalışmalarla mı?

Muammer Okumuş: Şimdi yurt dışına açılırken çoğu Türkiye’deki firmanın bir yöntemi var. Oradaki yerleşik Türkler aracılığıyla çıkmak biz böyle bir şansı çok bulmadık. Evet de ki bazı Türklerle ilişkilerimiz oldu ve faydaları da oldu ilk girişlerde de; açıkçası ben yurt dışında yaşayan Türk arkadaşlarımla iletişime geçtim onlarla da bu konuyla ilgili görüşmelerim oldu ama bizim şansımıza ürünümüz o kadar dil bağımsız ve uluslararası konuşulabilen bir derdin çözümü ki biz nerdeyse mail attığımızda yaşattığımız deneyim sonrası bir dedikodu ağına da sahip olduk. Hikayelerin çevresinde ilerleyen safhalarda anlatırız, Türkiye’deki bazı markaların uluslararası merkezleriyle çalışmaya başladık, Türkiye’dekilerin haberi yoktu falan gibi bir şeyler oldu. Hikayemizde en çok kullandığımız yöntem ürünümüzün gücüydü bence ve pratik olmaya gayret ettik ilk dönemler. Şimdi çok pratik de olmuyoruz, daha çok bizi buluyorlar diyebilirim.

Yurtiçi/Yurtdışı Müşteri oranları

Levent Aşkan: Peki şu an yurt içi yurt dışı müşteri oranları olarak nasıl ilerliyor?

Muammer Okumuş: Valla Türkiye pazarı tabii ki de bizim güçlü olduğumuz bir pazar. Şu anda Türkiye pazarında hemen hemen premium kategorideki bütün müşterilerle çalışıyor olabiliriz. Eksik olduğunu düşündüğüm marka var mı bilmiyorum. Bir yandan da şunlar var tabii: Türkiye’de herkesin çok vakit ayıramayacağı kurumlarla da çalışıyoruz. Mesela hiçbir reklam ajansının hayatında ziyaret etmediği belki de hiç görmediği kurumlarla da çalışıyoruz. Türkiye’de büyük müşteri grubuna sahibiz ama geçtiğimiz yılın datalarına göre gelirimizin müşteri dağılımına göre yüzde 40’ı yurt dışı müşterilerimizden geliyor. O açıdan da yurt dışında gittikçe hızlı büyüyoruz şu anda 300’ün üzerinde yurt dışı müşterimiz bulunuyordu diyebilirim, tahmini 300’ün üzerinde markayla çalışıyoruz.

İş Modeli

Levent Aşkan: Çok iyi peki şey nasıl oluyor yani yurt dışındaki bir müşteri örnek veriyorum ocak ayında sizden bir servis aldı bu şubat mart aylarında da devam ediyor mu yoksa bu yıl içerisinde 1 kerelik mi bir alışveriş oluyor orda çünkü abonelik bazlı mı nasıl ilerliyor orası?


Muammer Okumuş: Çok güzel bir soru. Biz özellikle kendi bulunduğumuz kategoride hiçbir rekabet görmediğimiz için, yani bize göre herkes bizim müşterimiz, öncelikle buradan soruyu yanıtlayıp bir neden inşa etmek zorundayım. Markalar genelde bu hizmetli ajanslarla çalışarak ve ajansların fiilleri karşılığında bir kapsam içerisinde alırlar ama ihtiyaç o kadar büyük ki o kadar arttı ki bir kampanyada bir yerine 16 videoya ihtiyacı var markanın. Çok basit bir önerme yapacağım mesela geçtiğimiz hafta bir gün içerisinde Türkiye png markalarına toplamda 74 video verdik bir gün içerisinde nisan mayıs aylarında toplamda 150’ye yakın video üretmişiz Türk png markaları için. Bir de tabii bunları yaparken de kaliteli olmalısınız, reklam yayını yapabilmeli marka bununla, hani kalite kaygıları vesaire gibi şeylerde ortadan kaldırılmalı. Bu ajansalar tarafından aylık ödeme denen birtakım yöntemlerle ya da software dediğimiz aylık birtakım aboneliklerle daha kalitesiz de olsa yani alabileceğiniz hizmetleri içeriyordu. Biz şöyle bir yaklaşım geliştirdik, dedik ki bizi hiçbir şekilde hiçbir markadan taahhüt beklemiyoruz, yani bizimle ilgili hizmet alırken “Ben şimdi sizden kaç liralık alışveriş yaparsam çalışmaya başlayabiliriz?” işte “Aylık ödeme mi yapmalıyım yılda işte ne kadar hacimli satın alma yapmalıyım?” gibi sorular gelmesin böyle bir şeyle uğraşmayalım diye. Dedik ki bizden yılda 1 tane, her gün 100 tane de alsanız biz herhangi bir şart öngörmüyoruz. Biz sadece hızlıca operasyona başlayan bir kurumuz, böyle olunca abonelik servisimiz yok fakat ürünümüz eroin gibi, tabii çok iyi bir örnek değil ama olumlu tarafından bakınca…

Levent Aşkan: Bağımlılık yapıyor.

Muammer Okumuş: Brand manager’ı düşünün, 15-30 dakikada video alabiliyor ve bu son derece kaliteli geliyor, her seferinde böyle oluyor ve sürdürülebilir. Bu artık başka bir yerden alamadığınız bir servis olduğunda sizin de çalışma eğilimi zaten çok artıyor ama şu anda Türkiye’de 50’ye yakın markanın nerdeyse bütün video üretimlerini yapıyoruz. Mesela Turkcell’in Türkiye’deki önemli miktarda ürettiği videoların yüzde olarak herhâlde 90’a yakınının United Plankton bandlarından çıktığını söyleyebilirim. Bu süre içerisinde tabii kaliteli bir servis hızlı bir servis olduğunda sizin abonelik demeseniz de isim koymasanız da bir markanın okey ben bunu tamamıyla burada üreteyim kararına kadar ilerleyebiliyor, belki evrilebiliyor belki ilerleyen süreçte bunun da tasa sonuçlarını maddi sonuçlarını da anlatabilirim.

Kaç Farklı Mecra İçin Video Sunulabiliyor?

Levent Aşkan: Peki siz kaç farklı mecrada kaç farklı platformda video üretebiliyorsunuz işte televizyonu konuştuk sosyal medya da var büyük ihtimal yani ben bir statik imaj verdiğimde United Plankton’dan kaç farklı mecrada video alabiliyorum?

Muammer Okumuş: Her yer için alabilirsiniz bütün mp4 kullanan alanlar için yani sadece televizyon outdoor ve online videolar için de değil ben işte çok duyuyorum, ben internal bir sunumda kullanacağım diyen var; Philip Morris diyor ki bayi toplantılarında kullanacağım yani bir mp4 yerleştirilen sunum bile olsa bizden imaj psd, jpeg, ai dosyalarını göndererek video alabilirsiniz. O yüzden tüm mecralar diyebilirim. Birçok marka şöyle tanımlayabilir bu soruyu şöyle de birazcık genişleteyim, biz Facebook’un iş ortağıyız, Google’ın da aynı zamanda iş ortağıyız. Buna benzer birçok mecrada iş ortaklıklarımız var. Bizi daha çok dijital mecralara video üreten şirket olarak görebilirler ya da Instagram,Facebook hesaplarımızı da websitesine yönelik daha çok vitrin olarak görülüyor ama örneğin Türkiye’deki birçok markanın TV reklamlarını biz üretiyoruz. Mesela, Gittigidiyor’un geçtiğimiz yıl yaptığı kampanya sayısını bilmiyorum ama toplamda 170’e yakın televizyon reklamı verdik Gittigidiyor markası için. Diğer birçok markayı da eklerseniz televizyon reklamları üretiminde de olağanüstü bir pozisyonlanmamız var diyebilirim.

Fiyatlandırma ve Öne Çıkan Özellikler

Levent Aşkan: Peki çok güzel anlatıyorsun da abi burada fiyatlandırma nasıl oluyor? Ben şimdi işin marka tarafına geçen biri olarak alacağım ama nasıl ilerliyoruz; yani sizin şimdi en önemli avantajınız bunu çok hızlı bir şekilde markaya sunmanız değil mi?

Muammer Okumuş: Evet.

Levent Aşkan: Ve çok farklı seçeneklerle aslında, bence o da çok değerli.

Muammer Okumuş: Evet.

Levent Aşkan: Yani biri başka bir ajansla çalıştığında önüne belki 2-3 tane seçenek geliyorken siz 2-3’ten çok daha fazla sayıda seçeneği karşı tarafa sunabiliyorsunuz ve çok hızlı bir sürede. Orada siz arka tarafta fiyatlandırmayı yine kullanacağı platform üzerine mi yapıyorsunuz veya video sayısına göre mi yapıyorsunuz, seçenek sayısına göre mi yapıyorsunuz, orada nasıl ilerliyorsunuz?

Muammer Okumuş: Aslında terminolojik duruma bakarak cevaplamam daha doğru; mesela bir markaya bir video yaptınız bir ajans olarak biz orada onlarla rakip değiliz, onların tamamlayıcı servisiyiz fakat burada örneğin telif hakları, revize engelleri sınırları ya da revize ile ilgili yaşanan süreç sorunları olabilir. Biz aslında birçok konuda değişiklik getirdik, fiyatlamada da bir standart getirdik. Tüm dünyada dolar ve euro bazında aynı fiyatı kullanıyoruz. Türkiye pazarı çok özel bir pazar, satın alma gücü de biraz daha farklı; çünkü pazar fiyatlarımızda bütün satın almacılar için yani ajanslar,markalar,bireyler için aynı olan tek bir görsel hareketlilik için 420 lira ödeme alıyoruz. 420 TL’ye çalışıyoruz televizyon reklamı gibi bir iş yapıyorsak. 0.15 saniye için 900 TL ödeme alıyoruz; yani mecra bağımsız baktığımız bir konu daha çok ürünlerin render süreçleri. Teknolojik olarak bizim sistemimizde geçirdiği zamana göre fiyatlama yaptık. O yüzden bir videonun üretildikten sonra nerede kullanıldığı hangi amaçla bizden satın alındığı aslında çok önemli bir konu değil bizim için. Bizim için önemli olan, o görselin ya da o görsel setin bizim sistemimizde ne kadar vakit geçirdiği. O yüzden bu 420 TL ile 900 TL arasında ana ürünlerimiz için değişken fiyatlar olduğunu söyleyebilirim. 420 lira, 600 lira, 900 lira gibi fiyatlar var bunun yanı sıra asla telif hakkı uygulamıyoruz; yani dünyanın her tarafında dilediği kadar istediği kadar kullanabilme hakkı veriyoruz. Örneğin Coca Cola Avrupa’nın videolarını biz üretiyoruz. Star Wars kampanyası ile çalışıyoruz Almanya’da örneğin, oraya göre içerik veriyoruz Coca Cola için. O içerik Avrupa bölgesindeki tüm ülkelerde paylaşılabiliyor. Bu önemli bir farklılık; çünkü normalde kullanım hakları diye bir haklar silsilesi vardır, onun dışında bunların kullanımı ile ilgili de bir engel teşkil etmiyoruz, revize hakları da sınırsız yani. Bizim animasyonlarımıza verdiğimiz videoya dair zaten 15-20 dakika sonra veriyoruz, sınırsız da revize hakkı veriyoruz. Bence fiyatlamayı düşünürken fiyatlama ile ilgili bu tür avantajları da düşünmek lazım. Marka sadece çok ucuza almıyor istediği kadar revize edebiliyor tekrar tekrar kullanabiliyor bunu ve istediği her ülkede kullanabiliyor gibi farklı avantajlar da sunuyoruz.

Markaların Ortalama Revize Sayisi

Levent Aşkan: Sizde belki revize sayıları da azdı.

Muammer Okumuş: Ortalaması 1.5 raunt.

Levent Aşkan: 1.5 mu?

Muammer Okumuş: 1.5 raunt.

Levent Aşkan: İşte 1.5, çünkü çok fazla seçenek olduğundan onun üzerinde bir tanesini seçip orada revize yaptırabiliyordur yani.

Muammer Okumuş: Yani şöyle aslında birden fazla seçenek sunuyorsak birden fazla görsel alıyoruzdur; yani örneğin bir markanın bizden 4’e 5, 9’a 16 ve kare video alması gerekiyor Instagram’da kullanması için diyelim. Zaten bize bu 3 tane ölçüyle hazırlanmış görseli iletmesi gerekiyor. Biz tasarım düzenleme hizmeti gibi ajansların verdiği hizmetlerin birçoğunu vermiyoruz çünkü; fakat onların üretimi çok basit. Biz 1 saat içerisinde ya da 40 dakika içerisinde o 3 videoyu verebiliriz. Sonrasında o videolar içimize sinene kadar revize edebildiğiniz bir animasyon binasına efektler, eklentiler yani şöyle diyebilirsiniz çok basitçe “Ya çok hızlı olmuş paketin gelişi yavaşlatabilir misiniz” veya “Hava yağmurlu olsa biraz yağmur ekleseniz” diyebilirsiniz. Bunlar bizde 3-5 dakika süren revizeler, doğal olarak da o 1.5 raunt şundan dolayı, zaten sizin nerdeyse beklentinize yakın bir video veriyoruz ya biraz yavaşlatmak isteyebilirsiniz ya da birtakım cümleler-metinler varsa animasyon içinde onların geliş şekillerini değiştirmek isteyebilirsiniz. En büyük etki nerdeyse arzu ettiğinize yakın teslim ediyor olmamız.

Yurt Dışına Nasıl Açıldılar?

Levent Aşkan: Peki yurt dışındaki müşterilere gelirsek, şu an 300’e yakın çalıştığınız marka olduğunu aktardın. Bu markalar nasıl ulaştı 300’e, orada neler yaptınız?  Barcelona’da ve Toronto’da olan ofisleriniz var; yurt dışına nasıl açıldınız nasıl ilerliyorsunuz oraya da biraz değinelim mi?

Muammer Okumuş: Yurt dışına gerçekten en büyük eforumuz yüz yüze toplantı sayısı ve frekansıydı. Uluslararası pazarda bizi temsil eden bir ekip arkadaşımız var o gerçekten fedakârlık yaparak neredeyse ihtiyaç duyduğumuz bütün coğrafyalarda bir kere yüz yüze toplantılarla gittik. Bu çok değerli bir şey online toplantı ve konferans da çok yapıyoruz ama data gereği bizim ilk kurulduğumuz 2015 yılında hazirandan itibaren datayı 2016-2017 yılı arası 638 toplantı yapmışız. Face to face bu çok büyük bir rakam günlük baza düşürdüğümüzde hafta sonu çalışmayan ve mesai sınırı olan bir kurum olarak 638 toplantı yapmışız. Bir kere öncelikle kendinizi tek tek anlatma şansız olmak zorunda. Bunu yaptıktan sonra tabii biz awareness dediğimiz süreci yaşatıyoruz, sonra experience dediğimiz bir süreç yaşatıyoruz, ardından da engagement dediğimiz yani bize daha çok engage olduğu bir süreç yaşatıyoruz. Bu 3 aşamada awarenessı yüz yüze mutlaka sağlamalısınız ama şöyle bir şans da biz uluslararası alanda Facebook’un ve Google’ın bir partneri olduğu için olağanüstü tavsiye edilen de bir kurumuz. Biz yüz yüze toplantı yapmaya gittiğimizde bir yandan da ekstra yanımızda hep belli kurumlarım bizi desteklediği tavsiye ettiği bir atmosfer de var. Ürününüz çok güçlüyse bu sizi destekleme şansı olan kurumlar aslında bakarsanız belli bir süre sonra önemini azaltıyor; ama başta sıfır noktasındayken bence en önemli kollardan bir tanesi oldu United Plankton için. Verdiği ürün özellikle dijital mecralarda çok oyun değiştiren markanın o platforma medya yatırımını arttıran olağanüstü bir kabiliyet getiriyordu o yüzden çok destek aldık ama; birincisi toplantı, ikincisi de experience döneminin harika geçiyor olması. Zaten 1 ve 2. yılı doğru şekilde atlatıyorsanız bu sefer sizin çok fazla efor sarf etmeden satış maliyetlerinizi azalttığınız bir atmosfer oluşuyor. Herkesin birbirine bahsettiği “United Plankton diye bir kurum ver ben çalışıyordum siz de çalışıyor musunuz?” dediği bir dedikodu ağı oluşuyor. Örnek vereyim: Biz Dubai’de başladık ilk yurt dışı hikayemize çünkü bize yakın bir pazardı ve bize olağanüstü bir fırsat ifade ediyordu orada ilk yılımızı çok toplantı yaparak geçirdik. 2. yılda bizim Facebook hesabımızdan bize müşteri gelmeye başladı, hem de Pepsi’den mail alıyorduk, MRdan mail alıyorduk. MR da bize sadece Facebook’tan ulaşmış müşterilerden bir tanesi siz işinizi ne kadar iyi yaparsanız bir süre sonra pazar sizden bahsetmeye başlıyor ve pazar size ulaşıyor.

Levent Aşkan: 2016-2017 yılları arasındaki toplantı sayısı bu yurt içindekiler mi yoksa yurt dışı da dahil mi?

Muammer Okumuş: Hepsi, yani yarısını yurt dışı içeriyor olabilir.

Levent Aşkan: Hangi ülke odaklı?

Muammer Okumuş: Şöyle pazara çıkarken bir kere her kuruma da tavsiyem her yeri kaplayamazsınız. O yüzden biz ilk yılımızı MENA bölgesinde, 2. yılımızı EMEA bölgesinde geçirme dileğiyle bir strateji kurduk. Bütün yatırımlarımızı bu dönemselliklere göre yaptık; şimdi artık Uzak Asya, Amerika, Kuzey Avrupa ve Kanada gibi bölgelere dair aksiyonlarımız da oluştu ama böyle gittiğimiz için 2 dönem Dubai ve onun etrafı hatta Mısır 2. yıl daha çok Almanya, İspanya, İngiltere ve benzeri ülkeleri kapsıyordur. Ardından tabii bunların arasında Amerika vesaire de var, böyle yapmak daha mantıklı.

Levent Aşkan: O zaman ilk başta tüm dünyayı hedeflemektense bölge bölge ilerlemenin faydalı olduğunu söylüyorsunuz.

Muammer Okumuş: Yani kaynaklarınız sınırlıysa iyi analizler yapıp başkası için atıyorum Latin Amerika öncelikli olabilir ama bizim için Dubai öncelikli oldu, böyle yapılması daha ekonomik.

Pandemi United Planton’ı Nasıl Etkiledi?

Levent Aşkan: Peki şu anki dönemde United Plankton nasıl ilerliyor? Şu an bildiğin gibi bir pandemi var. Bazı firmaların e-ticarette mesela işte ofis eşyaları satan spor ekipmanları satan firmaların inanılmaz artışları oluyorken bazı ürünlerde düşüşler mevcut. Siz nasıl etkilendiniz bu dönemde?

Muammer Okumuş: Şimdi pandemi birkaç konuyu da öğrenmemizi gerektiren bir süreç. Birincisi: Evden çalışmak. Yani düzeninizin tamamen fiziki açıdan değiştiği bir koşul geçiyorsunuz. Pazarın bekleyebileceği bir şey deği;l bir anda bu kadar fazla her şeyin kapandığı bir an 100 yılda 1 olabilecek bir şey tabii bizim avantajımız United Plankton olarak zaten servisimizi toplamda Türkiye’de 8 kişi gibi bir ekiple veriyoruz ve toplamda product takımımız 3 kişi. Tüm video üretim operasyonu zaten 3 kişide; çünkü olağanüstü bir teknolojiyle çalışıyoruz böyle olunca bir avantaj bizim için evlere geçiş. İşimiz ve evlerden servis verebilme durumumuz devam etti ve bu süreçte öğrendik ki evden de servis verebiliyormuşuz, bu güzel. 2. kısım: İlk pandemi başladığında Avrupa bölgesindeki müşterilerimizden yoğun telefonlar almaya başladık “Çalışıyor musunuz?” diye. Çünkü Avrupa’da ve dünyada çalıştığımız kurumlar örnek de vereyim mesela Unilever’ın 38 ülkesiyle çalışıyoruz, Coca Cola’nın tüm Avrupa’sına servis veriyoruz, Vodofone’un Global Vendorıyız. Sony ile Honda’yla İngiltere’de çalışıyoruz. Doğal olarak da herkesin video üretme ihtiyacı da devam etti pandemiye rağmen ve herkes de “Çalışıyor musunuz?” diye aradı hatta Unilever tarafıyla bir kriz toplantısı bile yapıldı. İşte ajansların kapanması, herkesin eve çekilmesi, productionların eve çekilmesi durumunda en azından video üretmeyle ilgili bir kanalın açık kaldığını bilmeleri işe yaradı. Bence buradan yola çıkarak özellikle pazarın durgunluğuna göre daha hareketli bir döneme girdik pandemiyle dediğim gibi. Böyle dönemlerde böyle şeyleri avantaj olarak nitelendirmek çok doğru değil. Çünkü uzun dönemde hepimize zarar veren şeyler ama şu anda en azından çalışıyor olabilmek ve ürünümüzün hızlı servisi özellikle FMCG hijyenik ürün satıcıları online tarafında ürün atma konusunda agresifleşen markalar için büyük bir avantaj sağladı, bizim için çok pozitif hale getirdi diyebilirim. İkincisi bence şöyle bir faydası oldu ben uluslararası alanda da bakabiliyorum ajanslar özellikle evde çalışma atmosferine hemen ayak uydurabilecek kurumlar değillerdi; yani 300-400 kişinin çalıştığı kurumlarda operasyonları organize etmek çok kolay değil. Bir kere de onlar adına da çok güzel bir sonuç çıktısı oldu bu in house ajans dediğimiz yapılar; hani şirketlerin içine kuralım şirketin içinde olsunlar bu ekip arkadaşları gibi kavramlar gelişiyor. Uluslararası pazarda yani ajansa değil de örneğin Unilever binasının içerisinde ‘’Fiziki yakınlık kurabildiğin yaratıcı insanlarla çalışmak daha doğrudur’’ gibi bir ifade vardı. Şu anda böyle koşullarda fiziki yakınlık yok, böyle koşullarda in house ajansların da belirli sorunları olduğu ortaya çıktı. Geliştirmeye çalışılan yeni kavramlarla ilgili yeni şeyler öğrendik, geliştirilmesi konusu ile ilgili bizim gibi kurumlarda da iddia bunu uzaktan uluslararası yapılabildiği idi. Bunları da belki de şu ana kadar deneyimlememiş birçok kurumu deneyimletme şansı bulduk. Bunu şöyle söyleyebilirim: Ben bizim hizmetimizi deneme açısından birçok marka için olağanüstü bir fırsat diyebilirim bu döneme.

Levent Aşkan: Bir de aslında şu an insanlar daha çok internette veya televizyon başında vakit geçirdiğinden onun da büyük etkisi var.

Muammer Okumuş: Şöyle değişiklik oldu orada da: Özellikle TV kanalında ve online alanında bütçe kullanımı arttı, outdoor alanlarda da bütçe kullanımı kesildi. Bunun içinde de TV ve online arasındaki frekansta tabii ki TV bu anlamda biraz pahalı kalan bir mecra ama markaların tercih ettiği bir yer TV ve özellikle online kanallarda da olağanüstü bir medya artışı var diyebiliriz.

Hedefleri Neler?

Levent Aşkan: Peki yakın zamandaki ve uzaktaki planlar nedir? Pandemi ne zaman bitecek bilmiyoruz tabii ama kafanızda neler var, hedefleriniz neler?

Muammer Okumuş: Valla şöyle, Türkiye’den yola çıkıp uluslararasılaşmış belli bir noktada global müşteri ağına erişmiş bir kurum olarak bizim vizyonumuz dünyadaki en hızlı video üreticisi olarak hemen hemen her bölgede hizmet vermek. Bu hizmeti tabii veriyoruz ama daha kalıcı hale gelmek istiyoruz. Avustralya’da müşterimiz var mı, evet. Pepsi’yle çalışıyoruz Lipton’la çalışıyoruz falan ama Avustralya kıtasında siz bir oyuncu musunuz diye sorarsanız 3-4 müşteriyle olmaz. Bizim amacımız tabii peyderpey bu süreci uluslararası sürdürülebilir bir hale getirmek. O yüzden yurt dışında ofis açılımları insan kaynakları tarafında aksiyonlarla daha müşteriye yakın hale geldiğimiz bir yeni dünya arzuluyoruz; ama uzak vizyonumuz tabii ki de dünyadaki en hızlı video üreten ve dünyadaki bütün müşterilere hizmet veren özellikle hemen hemen herkese hizmet vermiş bir kurum olmak. Bakalım sonrasında ne olacak…


Levent Aşkan: Valla bayağı güzel ilerliyor , var mı sizin eklemek istediğiniz?

Muammer Okumuş: Hikayeler olabilir, sormaktan ziyade biliyoruz hepimiz. Ben 40 yaşındayım, genç insanlarız. Yaşamımıza belli bir etki etkinlik ve deneyim kattıktan sonra herkes kendisine uygun bulduğu alanlarda girişimler yapıyor ya da bu konuyla ilgili bir fikir geliştirmeye çalışıyor. Bu vesileyle şöyle şeyler söylemek doğru olur diye düşünüyorum: Tabii ki de ben şeye karışamıyorum hangi iş alanındaki hangi iş fikri hayata geçecek,bunu bilemiyorum ya da yaptığınız şeyin bizimki gibi alamet-i farikası olan dünyanın en hızlı video üreten şirketiyim diyebiliyorum ve bu gerçekten bir yetenek. Böyle olmasa da gerek yok ama hikâye gerçekten şöyle: Bütün bu yeteneklerimize, yaptıklarınıza rağmen Türkiye pazarında olmamız coğrafi açıdan bir kader, hem avantaj ve dezavantajları olan bir durum. Çok basit, şunu ifade edeyim sene 2015, yurt dışı bir vizyonumuz tabii ki de var ama yurt içinde bizi daha az tutan şeylerden biri ülkemizdeki politik gündemler. Sürekli bir bombalama, sürekli bir kapatma-açma sosyal mecraları, siz bir girişimci olarak ürün satmaya çalıştığınız müşterinin sürekli sorun gördüğü bir atmosferdesiniz mesela. Bu bir Finlandiya’nın çok başına gelmez, bir İrlandalının başına gelmez. Sürekli bir gündem var; işinizi büyütmeniz için bir fırsat ya da işinizi kapatmanız için bir neden. Biz daha çok bunları işimizi geliştirmek için bir fırsat olarak kullandık yani online ifadeler kullanırken offline konuşmaya başladık; çünkü neden, sürekli maceralar kapanıyordu, Türkiye’de reklam veren sürekli bir açılıyor bir kapanıyor, bu söylediğim süreçler 16 ay boyunca devam ediyor.

1 kere olan şeyler değil, kronolojik olarak bakarsanız coğrafyayı iyi kullanımda tavsiye ederim; yani coğrafi koşulların sürekli olumsuz olduğuna şikâyet etmek yerine, coğrafi koşulların olumsuzluğunu olumluya çevirmek bir avantaj olabilir. Biz yurt dışına çıkış hikayemizi 2 sene erkene çektik Türkiye’deki bu pazar koşullarından. Bu iyi oldu daha cesaretli gittik; örneğin her şeyini düzgün gitseydik Türkiye’de her şeyi oturtalım diye. Bana sorarsanız pazarın bu koşullarının mutlaka olumluya çevirsinler. İkincisi ürünün çok sağlam olması gerekiyor, ürün gerçekten ürün olmalı. Benzeşen pazarlarda muadili olabilen ürünler yurt dışında çok fazla sizin rekabet alanda bulunabileceğiniz ürünler olmuyor, fiyatlama avantajınız varsa ayrı örneğin ucuzuz biz gibi; ama İngiltere’de ya da Dubai’de daha rekabetin yerleşik olduğu yerlerde ürününüzün alametifarikası yoksa çok da bir pazar alanı oluşmuyor. O açıdan mutlaka ürünün güçlü olması, söylemenin güçlü olması lazım. Bir de Türkiye’den çıkan müşteri arayan insanlara Türkleri tavsiye etmiyorum; bu birazcık acımasız bir söylem ama Türk bir arkadaşım var Londra’da yaşıyor, bir arkadaşım var Singapur’da yaşıyor modelinin çalışmayan bir model olduğuna inanıyorum. Tabii ki iyi faydaları var fakat bu yöntem olarak doğru bir yöntem değil. Bu tanıdığım var modeli çalışmıyor yani. Onun yerine gerçekten işinizi kendinizin gidip anlattğınız bir dünyada olmalısınız. Türkiye’de ben şununla çok karşılaştım, biz şu anda Henkel’in Düsseldorf merkezine servis veriyoruz. Pril gibi deterjan gamının videolarını üretiyoruzcama Türkiye-Henkel’le çalışmıyoruz. Türkiye-Henkel’e bu konuda ne kadar mail atarsanız atın bir Türk şirketi olma hüviyetiniz müşteri tarafından negatif bir durum yaratabiliyor. Bunlar tabii ender örnekler ama bu örnekleri vermekte fayda var. Bunlar o kurumlarda çalışanların suçu değil ama bir kültür var. Yine Türkiye’de ismine vermeyeceğim uluslararasılaşmış çok büyük bir ailenin çok büyük bir markasıyla yıllarca çalışmaya çalıştım, mail atıyoruz sürekli görüşmeye çalışıyoruz fakat Singapur’da bizim çalıştığımız bir kurumda çalışan bir arkadaş vardı, ismi de Timo, bize dedi ki ya Türkiye’de X bir kurum var, daha önce productionların yönettim, sizinle çalışıyor mu Türkiye’de dedi, biz de dedik ki çalışmıyor. Çok mail atıyoruz ama bizimle çalışmıyorlar, davet etmiyorlar. Burada bizim ofisimize 15 dakika mesafedeler. Timo dedi ki çok iyi tanıyorum orada bir satın almacı arkadaşı sizi ben bir tanıştırayım. İngilizce bir mail geldi, biz tabii İngilizce mail gördüğünde 10 kere mail attığımız arkadaşın 10 dakika içerisinde geri döndüğünü gördük. Bunlar gerçek şeyler ve maalesef kader, böyle yani. Biz toplantıya gittik ve ilk sordukları soru Singapur’da hayat nasıl oldu. Biz Singapur’dan gelmiyoruz ki, 15 dakika mesafeden geliyoruz. Nasıl yani, biz nasıl 15 dakika uzaklıkta iken sizinle Singapur’daki bir adam aracılığı ile tanışıyoruz diye sordular. Ben de dedim ki kusura bakmayın ama ben size 10 kere mail attım, 10’u da Türkçeydi herhalde ondan olmadı. Şimdi bunlar tabii ki açmamız gereken konular; çünkü bunlara hazırlıklı olmak ve bu psikolojik durumlada dirençli olmak gerekiyor. Çünkü siz bir Türk şirketisiniz ve Türk ismi ile iletişim kuruyorsunuz. Türk pazar diiyeceksiniz ki daha mı iyi, hayır Türkiye’de iş yapmak daha zor. Çünkü önceliği John olan bir insana Muammer olarak satış yapmaya çalışıyorsun, bu kolay bir şey değil.

Levent Aşkan: Türkiye’de size mail atmayan firmalara yurt dışından yabancı birinden e-mail atmayı denediniz mi?

Muammer Okumuş: Çok kullandığımız bir stratejiye dönüşmedi ama yaşadığımız bir hikâye olarak beni üzen ama bir yandan da beni psikolojik olarak hiç etkilemeyen şeyler. Pazarı anlamak ve analiz etmek açısından çok faydalı şeyler, bunun gibi size onlarca şey anlatırım. Çalışırken de maalesef kurumun yabancı olması gibi kavramlar çok şaşırtıcı şekilde işe yarıyor. Çünkü bizim websitemize giren arkadaşlar görürler, hiç Türkçe ifade kullanmayız. Bunu böyle tercih ettiğimiz için değil, maalesef Türkiye pazarındaki müşteri de sizin Türkçe konuşmanızdan çok hoşlanmıyor.

Levent Aşkan: Ürününüzü Türkiye açısından denemek için güzel bir pazar değil mi? Bir şekilde sizin tanıdığınız veya ürününüzü kullanmak isteyen firmalar var; onlardan gelen feedbackler doğrultusunda yurt dışına açıldınız bir dönem. O bakımdan da iyi olduğunu düşünüyorum.

Muammer Okumuş: Tabii burası bizim yaşadığımız yer, konuştuğumuz dil, duygumuz çok farklı. Öncelikle burayı yönetmeden burayı kabul etmeden yurt dışına açılmayı tavsiye etmiyorum.

Çok güzel şanslar olurdu, yurt dışında yaşasaydık ve oradan bu ürünü satmaya çalışsaydık ama burada yaşıyoruz. Bu benim kişisel olarak ve profesyonel olarak sadece duygusal değil, bulunduğu pazarda belli bir doygunluğa ulaşmamış hiçbir kurumuN uluslararası pazarda olağanüstü başarılar elde edeceğine inanmıyorum. Pazardaki bütün dev kurumlara bakarsanız da öyledir, pazarınızda öncelikle olmalısınız.

Muammer Okumuş’un Verebileceği Tavsiyeler Neler?

Levent Aşkan: Sorum kalmadı hikayeler güzel oldu, biz genelde katılımcı firmaların açık pozisyonları soruyoruz, eğer sizin de öyle pozisyonlarımız varsa aktarabilirsiniz sonunda, güzel dönüşler aldığını duyuyorum. Onun dışında iletişim bilgilerinizi paylaşabilirsiniz size ulaşma çalışacak kanalları aktarabilirsiniz.

Muammer Okumuş: Öncelikle dünyadaki bütün Türk şirketlerinin hayattaki en önemli kaynağının insan kaynağı olduğu bir gerçek, bu vesileyle ondan bahsetmek isterim. En çok çalışılmak istenebilecek start-uplardan biri seçilmiştik geçtiğimiz yıl içerisinde. Bunun koşullarını da anlatmak isterim, bence önemli, hatta 1 Mayıs’tayız. Sigorta yatırımlarından tutun da maaş ödemelerine kadar bütün koşullara kadar birçok şeyin önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Hepimiz zaten para kazanmak için çalışıyoruz. Biz biraz daha insan odaklı bakmayı tercih eden bir kurumuz ve hiyerarşik yapılarımız da flexible yani kimseyle patron-çalışan ilişki söz konusu değildir bizde. Çalışanlarımızla ilgili de baskıcı, kuralcı, onların yaşamlarını etkileyen etkileyebilecek unsur söz konusu değildir. Şirketimiz içinde de bunun karşılığında da insanların çalışma alanlarında verimliliğinin çok arttığını farkındayız. Uzman insanlarla çalışmayı seviyoruz, yüksek maaşlarla bence en doğru yöntem bu.  Bu yüzden de sayımız 8, 18 değil; çünkü iyi insan kaynağı seçtiğinizde onlarla uzun yıl çalışmaya düşündüğünüzde ve onların sosyal yaşamdaki hayatlarına ve özel hayatlarına düşündüğünüzde ödemeler ve koşullar oluşturmaya çalıştığımızda bu gerçekten sizin açınızdan büyümeye engel bir durum oluyor ama sağlam büyüyorsunuz. Ben Türkiye’deki bu yaşamın tersine gittiğini düşünüyorum; ajanslarda örneğin, yakın tarihe kadar elden maaş ödeyen, şu an adını sanını çok iyi bildiğimiz tonlarca kurum görürsünüz.

Orada çalışanlar sigorta almadan elden para alarak çalışırlar. Bunlarla mücadele etmek bence dünyanın en zengin insanı olmaktan daha önemli. Türkiye’de en az mücadele edilen konulara da bu vesile ile temas etmiş olalım. Türkiye’de reklam sektöründe çalışanların önemli bir kısmı özellikle sosyal bakımdan mağdur ediliyor. Bu açıdan da onların haklarının tam ödenmesi veya verilmesi ile bütün iradi platformlarda yeri geldiğinde bu konuşmayı yapıyorum, ne kadar ciddileştiğimi de belki ses tonundan anlamışsınızdır. Çünkü bence ciddi bir konu bu. Biz bir çalışanın yıllık maaşını stok yapmadıkça çalışan işe almıyoruz. Levent’i işe alacaksak sözümona, çok afedersin ismini kullandım, ona ödeme yapacağımız maaşın bir yıl boyunca ödenebilir kılınması gerekiyor tarafımızca. Bizim stoğumuzda Levent’i işe alacak bir stok yoksa işe alım yapmıyoruz. Bu yavaş büyütüyor ama Levent’le aramızdaki hukuku çok derin çok manidar yapabiliyor. Bu tür durumlarla ilgili konularda her platformda konuşmayı seviyorum, en çok bu konuları konuşmak istiyorum.

Levent Aşkan: 1 Mayısın da bugüne denk gelmesi güzel oldu bu mesajla birlikte. Şirketler tarafından insanlardan o işi hakkıyla yapmaları isteniyor ama maddi karşılığını veriyorlar mı bu tartışılan bir konu.

Muammer Okumuş: Şu çok önemli, şirket olmaktansa mesela Türkiye Cumhuriyeti devletinde kurulmuş bir şirket olmak, çalışanlarımıza yüksek maaş ödemek, yaşam koşullarını doğru idare ettirebilecek ödemeleri yapmak dışında başka sorumluluklarınız da var. Mesela asla vergi kaçırmamak gibi. Türkiye’de en çok konuşulması gereken konuların başında bu geliyor. Çünkü siz bir girişimci olarak vergi kaçıranlarla yarışıyorsunuz; vergi kaçıranlarla mücadele de sizin göreviniz oluyor. Biz kurulduğumuz günden beri ne devletten, ne çalışanımızdan, ne de müşterimizden tek bir kuruş çalmayan, çalma konusu ile da ilgili hiçbir fikir geliştirmemiş bir kuruluş olduğumuza göre, bir başka girişiminde bir başka şirketinde bu koşulları sağlamasını talep ediyoruz. Biz işimizi sadece doğru yapmıyoruz, insanlar ve kurumlarla girdiğimiz ilişkileri de güzel kılmaya çalışıyoruz. Bence bir kurumu büyüten ve uluslararasılaştıran şey de bu.

Levent Aşkan: Aslında oyunu da kuralları ile oynuyorsunuz.

Muammer Okumuş: Evet bence herkesin yapması gereken de bu, nasıl uluslararasılaştırırız  işimizi derseniz, dürüst olarak; yani herkese karşı dürüst olarak.

Kapanış

Levent Aşkan: Güzel bir bitiriş oldu hiç bu noktalara da inmemiştik, bunları da aktarmış oldun, deneyimlerini paylaştın. Ben bu detayları bilgiler kısmında paylaşacağım zaten, iletişim ve Linkedin hesabını. Soruları olanlar oradan da ulaşabilirler. Sana tekrardan vaktini ayırdığın için teşekkür ederiz. Umarım daha çok kıtada pazar hâkimi olacak şekilde Amerika’da, Avustralya’da United Plankton ilerler. 

Muammer Okumuş: Bana bu zamanı ve fırsatı ayırdığınız için çok teşekkür ederim tüm emekçilerin bayramını kutluyorum. Sana da, ailene de, sevdiklerine de, şu an dinleyen herkese de sağlıklı günler diliyorum. 

İletişim:
hello@uplankton.com
muammer@uplankton.com
https://www.linkedin.com/in/muammerokumus/

01:36 Muammer Okumuş Kimdir?
02:16 United Plankton Ne Zaman Kuruldu ve Hikayesi
03.41 United Plankton Hizmetleri ve Teknolojisi
06.41 Yurtdışı Satışları ve Firmalar Nasıl Buldu
09.25 Yurtiçi / Yurtdışı Müşteri Oranları
10:14 İş Modeli
13.51 Kaç Farklı Mecra için Video Sunulabiliyor
14.48 Fiyatlandırma ve Öne Çıkan Özellikler
17.19 Markaların Ortalama Revize Sayısı
18.43 Yurtdışına Nasıl Açıldılar
22.50 Pandemi United Plankton’ı Nasıl Etkiledi?
26.47 Hedefler Neler
27.54 Verebileceği Tavsiyeler
35.29 Kapanış

Haber Linkleri:
WeWALK: http://wewalk.io/
Interceptd: https://interceptd.com/influencer-analytics/
Jotform: https://www.producthunt.com/posts/telemedicine-toolkit-by-jotfom
TiPlay: https://apps.apple.com/us/app/car-restoration-3d/id1500241679

MadeInTurkey.directory’e destek olmak isterseniz, form linki:
https://form.jotform.com/201221902572040

Dinleme linkleri:
Spotify: https://spoti.fi/2SA5Wlk
Spreaker: https://lnkd.in/g7zk6S7
iTunes: https://apple.co/2UsvgKg
Youtube: https://lnkd.in/gV9hXxu

Paylaş:

Twitter
LinkedIn
Facebook
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2 Haftalık E-Bülten

E-Bültenimize
Abone Olun!

Online dünya hakkında fikir sahibi olmak için bültenimize abone olabilirsiniz.

Sosyal Medya Hesaplarımız

En Son Yazılar

En Son Yazılar

Midjourney Nedir?

Dijital dünyada tasarıma getirilen yepyeni bir boyut Midjourney. En basit tanımıyla; oluşturacağınız metinleri görsele çeviren bir yapay zeka uygulaması. Hayal ettiğiniz her şeyi metne dökebildiğiniz

Twitter’da Büyüme İpuçları

Dünyada 500 milyondan fazla, Türkiye’de ise 16 milyondan fazla kullanıcıya ev sahipliği yapan Twitter, işinizi veya ürününüzü pazarlamak için mükemmel bir araçtır. Fakat milyonlarca kullanıcı

ChatGPT Nedir, Nasıl Kullanılır?

ChatGPT, OpenAI tarafından geliştirilen son teknoloji ürünü bir dil modeli. Bir yapay zeka dil modeli olarak ChatGPT, insan benzeri metin yanıtlarını anlamak ve üretmek için

Figma Nedir

Figma, kullanıcı arayüzleri (UI), kullanıcı deneyimi (UX) tasarımları ve etkileşimli prototipler oluşturmak için kullanılan bulut tabanlı bir tasarım ve prototipleme aracı. Tasarımcılar ve geliştiriciler gerçek

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x