Arman Zoghi – Elini Kirletenler

Seni tanıyabilir miyiz?

İzmir’de doğdum ve liseyi Robert Kolejinde yatılı olarak okudum. Hazırlık yılında İstanbul’daki çeşitli teknoloji ve girişimcilik etkinliklerine katılmaya başladım. Bu sırada İstanbul Erkek Lisesi’nden tanıştığım iki arkadaşım ile LOY topluluğunu kurdum. Şu anda Berlin’de bulunan CODE University’de product management okuyorum.

Şu an üniversiteye farklı bir bakış açısı sunan Code’da okuyorsun? Buradaki deneyimlerini alabilir miyiz? Nasıl girdin, üniversitelerden farklı olarak neler sunuyorlar?

8. sınıfta Udemy üzerinden HTML, CSS, Javascript öğrenip kendi web sitemi yazdığımdan itibaren neredeyse her gün internet üzerinden meraklarım doğrultusunda yeni bilgiler edinip becerilerimi geliştiriyorum. CODE’un açılımı “curiosity-driven education”. Digital alanlarda eğitim sundukları için araya bir de “O” eklemişler. Bu da tam olarak benim 8. sınıftan beri hayatımdaki en baskın aktiviteyi tanımlıyor. 

Kampüs Factory Berlin adındaki bir co-working space’in 4. katında bulunuyor. LOY ile düzenlediğimiz etkinliklerden birinde mentorumuz Ömer Erkmen (Ömer Abi) bize Factory Berlin’deyken keşfettiği bu üniversiteyi anlatmıştı. Ben de bu şekilde CODE’dan henüz yeni açıldığı sene haberim oldu.

Üniversitenin en büyük 3 farkı; eğitimin proje bazlı olması, kendi merakların doğrultusunda öğrenebilmen için yeterli esnekliği sağlaması ve yalnızca product management, software engineering, interaction design okuyan öğrencilerin bir arada bulunması. Benim ilgilendiğim alana odaklı bir üniversite olması ve en önemlisi öğrencilere öğrenirken sağladığı esneklik sebebiyle Robert’ten sonra başka herhangi bir üniversiteye gitme fikrini aklımdan çıkardım. CODE iyi bir üniversite olsa bile bu ondan çok benim meraklarım doğrultusunda gitme tutkumun bir göstergesi. Berlin içinde ve kendi alanında en mantıklı opsiyon CODE bence, ama gittiği üniversitenin uluslararası prestijini önceliklendiren birinin karar verirken iyi düşünmesini öneririm. 

Code öncesi, LOY adında bir girişim kurmuştun. Eğitim dikeyindeki bu girişimi detaylarıyla anlatabilir misin?

Henüz lise hazırlıkta İstanbul’daki etkinliklere katıldığım sırada rastladığım en genç insanlar birkaç üniversite öğrencisiydi. Fakat ben lise öğrencilerinin de bu tür etkinlikler ile networking yapmaya ve farklı alanlarda insanların deneyimlerini dinlemeye meraklı olduğunu düşünüyordum. 2015’te henüz neredeyse tüm lise etkinlikleri okul kulüpleri aracılığıyla okul sınırlarında gerçekleşiyordu. LOY ile 2 sene içerisinde bir sürü co-working space’te 30’dan fazla etkinlik düzenledik. İlk senemizden sonra etkinlikler 5 farklı şehirde düzenlenmeye başladı ve üniversitelerden bağımsız 2 tane de lise yaz kampı düzenledik.

Topluluğumuzu farklı yapan şeylerden biri öğrencilere teknoloji ve girişimcilik alanlarında deneyimli birçok mentor ile birebir konuşabildikleri bir ortam sağlamızdı. Bunun yanı sıra yalnızca İstanbul’da bile 50 farklı lisenin öğrencilerinden oluşmamız, İstanbul’un en iyi co-working kampüslerinde bulunmamız ve üyelerimizin toplulukta tanıştıkları insanlarla ekip kurup dijital ürünler geliştirmesi bizi kendi içinde bir okula dönüştürmüştü. Daha sonra CODE’da okumaya başladığımda LOY’da hiçbir finansman olmadan benzeri bir girişim kurup büyütebilmiş olmamız beni gururlandırdı.

LOY yolculuğu sana neler kattı?

LOY’da bir iş modelimiz olmasa bile sıfırdan bir girişim kurmayı nasıl başarabileceğimi öğrendim. Topluluğumuzdan çıkan 4 farklı girişimin (kısıtlı olarak) içinde bulunmam da yine girişimcilik deneyimlerime katkıda bulundu. 

Belki de LOY’un bana olan büyük katkılarından biri 2 sene içerisinde yüzlerce farklı insanla vakit geçirmiş olmam olabilir. Bu sayede yaşamımda yapabileceğim binlerce farklı seçimin hem nedenlerini hem de sonuçlarını gördüm ve kendi yaş grubuma kıyasla ciddi bir insan sarraflığı edindim.

İleride ne üzerine çalışmalar yapmak istiyorsun?

Geleneksel kurumlarda gördüğümüz şekildeki eğitimin benim gibi ve LOY içerisinde kendi girişimlerini kurmuş insanlar için ciddi derecede zararlı olduğunu düşünüyorum. Günümüzde modern şehirlerin ve eğitim kurumlarınının fabrikalardan çoğu anlamda bir farkı olmadığını düşünüyorum.

Bu yüzden İngilizcesi “self-directed learning” olan merak doğrultusunda öğrenme alanında bir girişim kurmak halen istiyorum. ‘Blockchain’ teknolojilerinin ve ‘metaverse’ endüstrisinin yeni nesil bir internet oluşturacağını düşünüyorum. Merakla takip ettiğim bu iki alanın birleşimi ile önemli bir problemi çözmeyi çok isterim. 

Erken yaşta elini kirletmek isteyenlere verebileceğin tavsiyeler neler olur?

‘Benim’ tavsiyemden daha çok Buddha’dan Steve Jobs’a çoğu görmüş geçirmiş insanın söylediklerinde farkettiğim bir ortaklığı paylaşabilirim. Hayatımızda nerede olursak olalım şu saniye içinde bulunduğumuz bu “an” kaçınılmaz bir gerçek. Hayatımızdaki bütün negatif duygular ve düşünceler bu anı zihnimizde reddetmemizden kaynaklanıyor.

Arzuladığımız şey aslında X, Y veya Z değil. Bunu bir arzumuz yerine geldiğinde kısa süre sonra başka bir arzuya odaklanmamızdan anlayabiliriz. Hayatta arzuladığımız aslında her şey. Hayat = arzu bunun daha az şiirsel olan bir açıklaması. Beynimizin önceliği hayatta kalmak olduğu için hayattaki her şeye “önceliklendirme” sistemiyle yaklaşıyor. “Arkadaşlarımla olmayı seviyorum. Yalnız olmayı sevmiyorum” gibi yaptığımız bir sürü ayrım ile hayattaki memnuniyetimizin yarısını eliyoruz. Artık hayatta kalma kısmını çoğunlukla çözmüş olduğumuz için bence odaklanmamız gereken şey içinde olduğumuz anı tamamen kabullenme becerimizi geliştirmek olmalı. Çünkü hayatımızın neredeyse hepsini oto-pilotta yaşıyoruz. Eğer “Arkadaşlarımla olmayı seviyorum. Yalnız olmayı da seviyorum” noktasına doğru gidersek memnuniyetsizliğimizi ve ondan kaynaklanan oto-pilot tarzı yaşama alışanlığımızı da azar azar yok edebiliriz.

Mutlu olduğumuz anların ortak özelliği içinde bulunduğumuz anı kabul ediyor/ yaşadığımız anın tamamen içinde ve farkında olmamız. Kabullenme ve farkındalığımızı dışsal faktörler yerine her an kendi kontrolümüz altına alabilirsek çoğu negatif duyguyu da hayatımızdan çıkarabiliriz. Benim deneyimimde bunun iki yolu var.

Birincisi gün içerisinde yaptığımız olabildiğince çok şeyi merakımızdan dolayı yapıyor olmamız (böylece oto-pilot moduna düşmek zorlaşıyor). İkincisi de hayatımızdaki her ana merakla/ farkındalıkla yaklaşma disiplini olan yoga (meditasyon) alanında kendimizi eğitmemiz. Umarım düşüncelerimi yeterince açıklayıcı bir şekilde paylaşabilmişimdir.

İletişim Bilgileri

Linkedin: https://www.linkedin.com/in/arman-zoghi-8822b6102/ 

LOY Instagram:  https://www.instagram.com/loycommunity/ 

Email: arman.zoghi@code.berlin

Paylaş:

Twitter
LinkedIn
Facebook
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2 Haftalık E-Bülten

E-Bültenimize
Abone Olun!

Online dünya hakkında fikir sahibi olmak için bültenimize abone olabilirsiniz.

Sosyal Medya Hesaplarımız

En Son Yazılar

En Son Yazılar

Ataberk Özaydın – Elini Kirletenler

Seni tanıyabilir miyiz? Lise eğitimimin başından itibaren farklı girişimcilik yarışmalarına(t_MBA, TÜBİTAK, WOW+ vb.) katıldım. Bunların pek çoğunda dereceler elde ettim ve ödülleri alarak yurt dışında

İlayda Küçükafacan – Elini Kirletenler

Seni Tanıyabilir Miyiz? Ben İlayda, bir öğren(i)ciyim! Değer yaratmanın ve hayatlara dokunmanın hayatın amacı olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple beni sürekli bir şeylerle uğraşırken bulabilirsiniz, çünkü

Ceren Esin Can – Elini Kirletenler

Seni tanıyabilir miyiz? Merhabalar, ismim Ceren, 25 yaşında bir girişimciyim. Koç Üniversitesi’nde İşletme bitirdikten sonra E-ticaret alanında kendimi geliştirip yazılım sektöründe tecrübe kazanırken kendi markam

Elif Damla Karakolcu – Elini Kirletenler

Seni tanıyabilir miyiz? Ben Damla benim hikayem Anadolu Lisesi’nden özel liseye geçmem ile başladı diyebilirim. Sınıf belirleme sınavıyla özel derece sınıfına girdim. Kendime o zamana

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x