#8 Tüketici İçgörü Platformu Kimola’nın Kurucusu Mustafa Savaş

Tüketici içgörü platformu olan Kimola’nın kurucusu Mustafa Savaş ile; Kimola’nin hikayesini, ürünün sunduklarını, yurtdışına yapılan pazarlama çalışmalarını,devlet desteklerine olan yaklaşımını ve verebileceği tavsiyeleri konuştuk. Bölüme aşağıdan yazılı olarak da erişebilirsiniz.

Mustafa Savaş Kimdir?

Mustafa Savaş: 2014 yılında Kimola’yı kurmadan evvel yazılım geliştirici ve Microsoft’un sertifikalı yazılım eğitmeni olarak çalıştım. Finans ve medya sektörlerinde bulundum yine yazılım geliştirici olarak; ama bir yandan da bu internette 2000’li yılların başında yani hemen 2000 yılında programlamaya başlamış şanslı nesilden birisi olarak, böyle internetin adım adım gittiği, internet şirketlerinin daha henüz yaygınlaşmadığı o dönemde büyük hayaller kurarak, daha çok daha özgür kodlama yaparak işte başlayan şanslı bir nesildenim ki, ya aslında mesleğim yazılımcılık her ne kadar makine mühendisliği okumuş olsam da makine mühendisliği yapma şansım olmadı. Üniversite yıllarından beri kod yazarak para kazanıyorum yani artık buna da yazılımcıyım diyorum sanırım.

Levent Aşkan: O yıllarda yapay zekaya bir ilgi var galiba?

Mustafa Savaş’ın Yapay Zekaya Olan İlgisi Nasıl Başladı?

Mustafa Savaş: Ben programlamaya başladığım zamanlardan beri metin işleme üzerine çalıştım, yani text processing; text processing kendi içerisinde natural language processing diye bilinen NLT’leri daha sonra metnin işlenmesi üzerine bugünkü popüler adıya bildiğimiz yapay zeka makine öğrenimine kadar giden yolda ne derler oradaki çıraklığından yetiştim aslında konunun yani ben ilk programlamaya başladığım yıllardan beri dediğim gibi text ile uğraştım. O zamanlar işte konusu açıldığında metin işleme ile uğraşıyordum derdim. Bugün artık daha terminolojisi daha yaygın sokaktaki herhangi bir meslek grubundan birisiyle konuşurken de artık hani makine öğrenimi, yapay zekâ dediğim zaman ortak bir dil konuşabiliyoruz. Benim hikayemde hep bu metinlerin birbirine olan benzerliğinin çıkartılması, içindeki kavramların anlaşılması, bir algoritmanın bir metni okuyup özetleyebilmesi, anlamını çıkartabilmesi gibi konular vardı. Bunun işte web platformunda insanlarla buluşturulması üzerine türlü, çeşitli projede çalıştım. Bir yandan da eğitmenliğim boyunca da özellikle Microsoft teknolojileri üzerinde bu alanda çalışmış oldum.

Mustafa Savaş’ın Kimola Hikayesi Nasıl Başladı?

Mustafa Savaş: Aslında Kimola bir şirketin adı değilken bir arama algoritmasının adıydı. Metin işleme dendiği zaman aklınıza tabii ki işte o metinlerin içerisinde arama yapmakta geliyor bunlardan bir tanesi de arama. Dolayısıyla hani bugün Google’dan Bing’den bildiğimiz bu arama teknolojisinin benim tarafımda ki uygulaması, benim tarafımda ki verilmiş adı Kimola idi çünkü şey yapardı 2000’li yılların sonunda ben özellikle daha henüz bu ismi koymamışken hiç üzerine çalıştığım zamanlarda metinleri okuyup kişi bilgilerini çıkartan bir arama algoritmasıydı. Daha sonra 2014 yılında Microsoft inovasyon merkezine kabul edilen şirketleşme, ticarileşmek üzerine kabul edilen işlerden birisi oldu ve 2014 yılında Microsoft İnovasyon Merkezinde şirketleşti. Bu teknolojinin ticarileşmesi süreci başlamış oldu.

Levent Aşkan: 2014 yılında.

Mustafa Savaş: Evet işte hani girişimcilik macerası öyle başlamış oldu aslında ve arama algoritmasının adı aynı zamanda şirket adı olarak kalmış oldu. 

Levent Aşkan: Bu arada Kimola’nın bir manası var mı?

Mustafa Savaş: Kişi bilgilerini aramak üzere kullanılan bir arama algoritmasıydı hani bu Google’da bugün bir kişi adını aradığınızda sağ tarafta bir kutucuk çıkar ya o kişiyle ilgili aslında işte evlilikleri de boyu, yaşı gibi nitelikleri de orada gözükür. Aslında bu da metin işlemenin bir konusudur yani bir kişi bilgisinin o kişiye ait niteliklerinin çıkartılması. Ben ilk çalıştığımda bunlar için çalıştım yani internetteki o milyonlarca web sitesi içerisindeki kişi bilgilerinin böyle yorumlanması üzerine çalışıyordum. Dolayısıyla gerçekten de şirketin adı hani Kimola’dan geliyor. O isimlede şirketi kurduk. Şirketleşirken de açıkçası yani Türkiye’de bir şeyler çağrıştırıyor bu isim. Globalde de doğrudan doğruya bir karşılığı yok o yüzden markalaşma üzerine de çok zaman kaybetmemek adına bu isim aynı zamanda şirket ismi oldu.

Levent Aşkan: Anladım, aslında Kimola değilde kim ola, yani oradaki vurgulamayı güzel yapmak lazım Türkçe’de.

Mustafa Savaş: Evet, sonra aslında vurgusuna takılmıyoruz artık bir yandan da bir Ankaralı şirket olarak sonunda işte ‘la’ ile biten bir şirket olarak kaldı. Aslında sorulmadığı sürece de bu hikâyeden bahsetmiyoruz hani bir şekilde şirket adı. Avrupa’da özellikle böyle Uzakdoğu çağrışımı yapan bir isim o yüzden bir yandan da bizi daha anonymous yapıyor yani hani kimliğimizi daha dünyalı yapıyor bizi, herhangi bir coğrafyaya bağlı olmak yerine. 

Levent Aşkan: Güzel, güzel bir hikayesi varmış yani arka tarafta bir Türkçe hikayesi var ama dışarıya da çok fazla yansıtılmıyor. 

Mustafa Savaş: Evet, yani Türkiye’de bize bir şeyler çağrıştırıyor böyle ama globale çıktığımız zaman kendine özgü bir isim olarak kalıyor. 

Kimola’nın Sunduğu Teknoloji Nedir ve Faydaları Nelerdir?

Levent Aşkan: Tamam, şimdi biraz daha ürün üzerine konuşalım. İnternette aslında kişiler hakkındaki bilgileri siz bir şekilde topluyorsunuz ve o kişiler hakkında değerlendirmeler mi yapıyorsunuz yani Google nasıl yaş, eş bilgisi veriyorsa sizde o kişiler hakkında ne tarz bilgiler veriyorsunuz ya da sunuyorsunuz? 

Mustafa Savaş: Benim şirketi kurmadan önce yaptığım çalışma buydu. Şirketi kurduktan sonra bu teknolojiyi nasıl ticarileştiririz üzerine çalışmaya başladık. Bu teknoloji bizi şirketin kendisi değil aslında. Bu madem internetteki dağınık haldeki ve yapılandırılmamış metin verilerinden biz bir anlam çıkartabiiliyoruz böyle bir teknoloji var bunu ticarileşme noktasında tüketicilerin günlük davranışlarının tutumlarının doğru yorumlanması üzerine bir tüketici iç görüsünü oluşturmak amacıyla bu ticarileşti.

Yani ürünün teknolojisinin geldiği hikâyeyi konuştuk hani şimdiye kadar bu teknolojiden nasıl bir ürün çıktı noktasında biz tüketicilerin dediğim gibi bu tutum ve davranışlarını anlatmaya yönelik bir ürün geliştirdik. Bunu da reklam verenler kullanıyor yani reklam ve bu dünyada hani bu reklam verenlerin dünyasında tüketiciler aslında belli segmentlere, belli gruplarla inceleniyor. Toolun akıllı bir şekilde yaptığı konuda belli bir konu özelinde tüketici gruplarının sanal tüketici gruplarını oluşturmak sadece internetteki halka açık verilere bakarak bunu yapmak. Bu sanal tüketici gruplarını da bu insanların işte hangi markayla nasıl bir ilişkisi var, televizyondaki yayınlarla ilişkisi nedir, ünlülerle işte internet ünlüleriyle ilişkileri nedir, politik ortamdan nasıl etkilenir ve kendi aralarında ne konuşuyorlar gibi aslında bizim bugüne kadar konvansiyonel metotlarla çıkardığımız, araştırmaları insansız bir hale getiriyor ve farklı bir yaklaşım var. Sanal kitleler oluşturuyor ve insan elinden çıkmış kadar nitelikli araştırma sonuçları sağlıyor yani ben hani size şirketin kuruluşundan önce anlattığım teknolojiyi biz bu şekilde ticarileştirmiş olduk aslında öyle diyeyim. Bugün de Kimola’yı bir tüketici iç görü platformu olarak tanımlıyoruz. 

Mustafa Savaş: Bunu yaparken de bugün bizim işte gene az evvel bahsettiğimiz bu makine öğrenimi ve yapay zeka dediğimiz alana girmiş oluyoruz. Bu da bizim için bir metin verisinin işte nasıl okunması gerektiği ile ilgili işte algoritmanın okuma yapıp öğrendiği kaynaklar ve daha sonra karşısına yeni çıkan kaynakları da bu geçmiş bilgilerine göre yorumlayıp bu sanal tüketici gruplarını sınıflandırma yaparak sonuçlar sağlıyor aslında hani teknolojisinden bahsedecek olacak olursak ama sonucunda reklam verenlerde şunu anlamış oluyor sanki işte on binlerce insanı bir odaya tıkıp soru sormuşcasına yapılandırılmış araştırma sonuçları almış oluyorlar aslında.

Levent Aşkan: Programa başlamadan önce analize girme şansım oldu. Tiyatro severlerdi benim kitlem.

Mustafa Savaş: Güzel mesela sanal bir kitle çok güzel. Sadece public üyeliği kullanarak bunu yaptığınızı düşünün.

Yani tiyatro severleri sokakta bulup onların tiyatro sever olduğunu anlamaya çalışıp onlara soru sormuyoruz ama biz nasıl ki hani bizim insan olarak sonsuz bir enerjimiz ve sonsuz bir vaktimiz olsaydı gidip bugünkü online kaynakların hepsini okuyup notlar alıp bu notlardan bir analiz yapıp bir sonuca varsak bugün tiyatro sever insanların yaşam tarzına dair aslında algoritma bunu yapıyor yani bizim insan olarak böyle yapacağımız bir işi taklit ediyor ve yine hani şeydeki gibi hani bizde insan olarak nasıl ki sürekli doğru kabul ettiğimiz kaynaklardan okuma yapıp bazı bilgileri ediniriz ve sonra gördüklerimizi ona göre yorumlayıp muhakemesini yaparız, bu algoritmalarında bizim için sürekli öğrenim yaptığı kaynaklar var ve sonrasında karşısına çıkan şeyleri nasıl yorumlayacağını buradan ortaya çıkartıyor. Aslında bu bizim hani yaklaşık yüzlerce yıllık mazisi olan tüketici araştırmalarını artık insansız modelleyebilir miyiz acabanın bir ticari hareketi öyle diyebiliriz. 

Levent Aşkan: Yani benim şu an direkt oradaki çok sayıda segment varsa tiyatro severler gibi direkt aklıma takılan soru şu oldu; siz oradaki bu segmentlerdeki bilgileri nasıl topluyorsunuz? Yani işte onları belli sitelere mi gönderiyorsunuz, arka taraftaki robotlar, makine öğrenimi nasıl oluyor? Sanki bu bana o kadar çok zor geliyor ki şu an. Birazda tabii konuya uzak olduğumdan ama oradaki çözüm bizde diyorsunuz.

Mustafa Savaş: Aslında şeyden çok farklı değil yani hani bugün size böyle bir task atanmış olsa denilse ki işte tiyatro severleri araştırıp bu insanların hayatlarını öğreniniz yapacağınız adımları aslında toolda taklit ediyoruz. Bu insanların toplu halde bulunduğu işte sosyal medya mecralarındaki konuşmaları da bir kaynak işte belki Youtube kanallarında ki konuşmaları da bir kaynak, buradaki veriler ve hareketlerle ilişkili diğer hareketleri bulup sonuçlarına ulaşıyor. Mesela tiyatro sever insanların ünlü yakınlıkları nedir, hangi ünlüyle daha yakınlar, hangi internet ünlüsüyle etkileşim halindeler, hangi markayla hangi televizyon yayını ile nasıl bir ilişkileri var, sonucunda bu sonuçlara ulaşıyoruz. Aslında bir yandan da şey var bu insanların günlük hayatlarında ki gündemlerinin ne olduğunu çıkartılması böylelikle bu insanları hangi iletişim dilinin kullanılarak ulaşılması gerekiyor, hangi mesajların verilmesi gerekiyor, bu insanların bugünkü şartlarında ne önemli, neyi önemsiyor bu insanlar bunlarında çıkartılmasını sağlıyor. Arka taraftaki bunun tekniğinden bahsedecek olursak da konu bir tersine algoritma web ortamında, sosyal medyada web de karşısına çıkan textlere, cümle paragraf düzenine ayırarak aslında okumaya başlıyor. İçindeki kavramları çıkartmak o kavramın daha önceki ilişkilerini görebilmek burada ki bu dikey yani tiyatroysa eğer tiyatro dikeyinde ki ilişkilerini belirlemek. Üzerinden çıkan sonuçları aslında gruplayıp, tasnipleyip bizim karşımıza bu kadar hazır bir şey ortaya çıkartıyor. Buradaki bu tip toollar aslında sadece bizimkisi değil hani daha genel konuşacak olursak aslında bugünün şartlarında insanla makinenin doğru bir iş birliği yapmasından kaynaklanır yani bizim kullanıcılarımız bu toolda ne kadar iyi inputlar sağlarlarsa o kadar ihtiyaç duyduklarına yakın outputlar alırlar, çıktılar alırlar. Bizimde şirketteki günlük çözmeye çalıştığımız iyileştirmeye çalıştırdığımız her gün farklı farklı yolları deneyip üzerine çalıştığımız konuda bu aslında. Buradaki süreci biz daha, daha iyi hale nasıl getirebiliriz daha yüksek veri hacmi okuyarak, okumayı nasıl mümkün kılarız küçük kısa saniyeler içerisinde, bizimde şirketteki günlük gündemimiz bunlar oluyor aslında. 

Levent Aşkan: Anladım, ama soruma cevap alabildim yani aslında manuel olarak yaptığımız bir işi sizin yazılımınız sayesinde otomatik olarak internette geçen metinlerin işte analizi sayesinde karşı tarafa kullanıcıya sunulan bir platform. 

Mustafa Savaş: Evet çok doğru yani bizim gözle yaptığımız şeyi, gözle yaptığımız diyelim 10 saatlik bir eforu yani şöyle diyelim bizim gözle bir saatte yapacağımız bir eforu bu yazılım işte belki 300 saatlik bir efor olarak önümüze çıkartabiliyor. Okuduğu kaynakları, incelediği metinlerin sayısına bakarak böyle bir saat kıyaslaması yapacak olursak. Dolayısıyla biz ve yine bizim gibi hani bu alanda çalışan şirketlerin ölçütlerinden bir taneside hani insan eforunun, insan çabasının rekabet edemeyeceği nitelikte ve hacimde veriyle çalışmak gerekiyor. Aslında bizde burada şeyiz yani şirket olarak yaptığımız şeyde az evvel dediğim gibi o bu süreci daha yüksek veri hacimleriyle daha kısa saniyelerde hayata geçirmek. Sonucunda insanları taklit ediyoruz tıpkı bu ilk uçakların kuşları taklit etmesi gibi. Bizde insanların bilgi edinme, bilgiye ulaşma processini taklit eden algoritmalar geliştiriyoruz.

Levent Aşkan: Evet, bir de tabii verimlilik var yani bir saatte yapılan çalışma ile işte 300 saate yapılan çalışma verimliliği de çok farklı oluyor. Sizinki de ayrıyeten ekstradan verimli. 

Mustafa Savaş: Muhakkak muhakkak. Burada tabii şeyde var yani bu yapay zeka konuşmalarında her zaman gündeme gelen şeylerden bir tanesi işte amaç burada insanların yerini almak mı? Buarda kişiden kişiye bireyden bireye değişen yorumlar olmakla beraber bizim genel olarak mottomuz insanların yerini almak değil, sadece insanların sadece insan eforuna dayalı olan süreçleri artık makinelere devretmek ve insanların daha kreatif alanlarda kullanabilmek çünkü bizim burada taklit ettiğimiz şey aslında elinizde sihirli bir değnek olsa ve sonsuz efor sonsuz zaman verebiliyor olsak aslında bir insanın çıkartabileceği şeyler iken pratikte böyle bir şey mümkün olmayacağı için biz oradaki o büyük eforu çabayı algoritmaya devrediyoruz ama Kimola olarak bizim üzerine çalıştığımız şey insan gücünün ortadan kaldırılması insanların yerini alacak sistemler geliştirmeye çalışmaktan ziyade insanlara zaman kazandırmak ve insan zekasını daha o yaratıcı süreçlerde kullanabilmek. 

Kimola’nın İş Modeli Nedir? 

 Levent Aşkan: Şimdi yazılımı daha çok reklam verenlere sattığınızı aktardın peki oradaki iş modeli nedir? Yani aylık bazlı mı yoksa direkt yıllık bazlı mı? Oradaki modeli nasıl oturttunuz? 

Mustafa Savaş: Bu da biz yani Kimola’yı ben kurmadan çok önce, 10 yıllar önce belirlenmiş bir sektör yani araştırma sektörü çok eski bir sektör bakınca. Dolayısıyla biz iş modelini kurgularken de aslında şeyi anlamak durumunda kaldık bugüne kadar bu iş konvansiyonel bir şekilde hani geleneksel yöntemlerle nasıl ticarileşmiş? Biz onu gene dijitalleştirmeye çalıştık. Araştırma sektöründe çünkü kısa periyotlu araştırmalar çok fazla kullanılan bir şey yani bugün internet ortamında satılan internet tabanlı ürünlere baktığımızda işte SaaS tabanlı pek çok ürün görebiliriz, yıllık üyeliklerle çalışır. Bizim modelimizde kimi zaman reklam verenler 3 aylık bir kampanya içinde de bu ürünü kullanabiliyorlar ya da işte yeni yıl stratejisini kurarken geriye dönük 12 aylık veri içinde bunu kullanabiliyorlar. Dolayısıyla bizim modelimiz kitle, yani araştırması yapılacak kitle sayısı çarpı ay üzerine, yani diyelim ki bir markanın hedef kitlesinde genç kitle, tiyatro severler ve diyelim ki seyahati sevenler, 3 tane kitleden bahsediyoruz bu 3 tane kitlenin kaç aylık verisiyle çalışma yapılacaksa bizim business modelimiz, iş modelimizde bunun üzerine gelişmiş oluyor. O konuda da bir SaaS aracının bütün nitelikleri var sadece kullanıcının şeye karar vermesi lazım kaç aylık veriyle araştırma yapmak istiyorum, kaç kitleyle araştırma yapmak istiyorum. Biz bugüne kadar bu sektörde alışılmış bir iş modelini aslında gene burada dijitalleştirmiş olduk çünkü konvansiyonel bir araştırmada da kişi sayısı devreye girecektir bazen zamana bilinçli olarak zamana yayılan bir araştırmada yapılabilir buradaki metrikleri kendimizce kullanıp data hacmi bizim için ölçütlerden bir tanesi ama orada genelde kullanıcının tercihine bırakmıyoruz yani ne kadarlık datayla bu araştırma yapılması gerekiyor sorusunun tercihini  kullanıcıya bırakmıyoruz özellikle toolun kendi belirlediği şeylerden yani ne kadarlık bir verinin analiziyle o sonucun çıkması gerektiğini artık biz orada kendimiz bizde toola emanetiz orada kendi geliştirdiğimiz toola, onun üzerinden gidiyoruz. 

Levent Aşkan: Anladım, aslında zaten daha önceden araştırma firmaları nasıl çalışmalar yapıyorsa, nasıl bir iş modeli varsa sizde şu an onu uyguluyorsunuz. 

Mustafa Savaş: Evet, yani onu bu dijital şeye uyarlamaya çalışıyoruz açıkçası. 

Kimola Yurt Dışında Nasıl Pazarlama Yapıyor? 

Mustafa Savaş: Doğru, güzel nokta. Dinamikleri bambaşka yani yurt dışına ve yurt içine yaptığımız çalışmaların dinamikleri bambaşka. Her ikisininde kendine özgü zorlukları var. Biz yurt dışına yaptığımız çalışmalarda yurt dışına çalışmanın kolaylıkları üzerine bir kurgu geliştirdik yani bu ne demek biz geçtiğimiz dört ayımızı San Francisco ve New York’da geçirdik ve burada şirketin kurulması ve bir takım muhasebe ve hukuki danışmanlıkların alınmasının üzerinden işte pazarlamaya geçirdik.

Orada bizim en büyük avantajımız ya biz ve bizim gibi bütün şirketlerin aslında en büyük avantajı şu oluyor; Amerika üzerinde internet kullanımı ve internet üzerinden araç kullanımı daha yaygın olduğu için insanlar bu tip toolları denemeye daha elverişli daha meyilliler bu noktada bizimde stratejimiz genelde birebir tanışmaları biz şeyde her zaman ön planda tuttuk yani bu ne demek bizim için Türkiye’de bir ürünün çalışması eşit değildir Amerika’da çalışacağı dolayısıyla Amerika’da insanların yeni ürünleri denemeye daha hevesli olduğunu bildiğimiz için biz birebir yaptığımız görüşmelerin hepsinde özellikle işte hedeflediğimiz zaman zaman bize yol göstereceğini düşündüğümüz şirketlerden insanlara ulaşıp şeyi anlattık yani biz Türkiye’de böyle bir iş yapıyoruz bunun bu pazardaki uyumluluğunu anlamak içinde sizin fikirlerinizi almak isteriz deyip insanlara birebir ulaştık. Buna çok fazla zaman ve efor harcadık ilk gidişimizde. 

Bu bizim için bir yatırımdı açıkçası yani bu zaman yatırımı ve oranın dilinde konuşmayı oranın aynı sektörün oradaki terminolojik karşılığını anlayıp dilimizi ona evriltmeyi aslında bu sayede yaptık. Bence bu pazarlamanın başlangıcı çünkü pazarlamanın başlangıcında biz hepimiz bir problemin üzerine gidiyoruz ama bu problemin her ne kadar aynı problem olsa da bu problemin tanımı o ülkenin kendi kültürel kodlarıyla yoğruluyor yani biz Türkiye’de çok hızlı değişen gündem mesela pazarlamacılar ve reklamcılar için çok önemli bir konuyken bizim için Amerika’da çözdüğümüz problemin tanımını öğrenebilmek oradaki reklamcıların gözünden çok önemliydi o yüzden ilk önce büyük zaman yatırımını bu insanlarla birebir olarak tanışmaya ayırdık ve böylelikle dilimizi geliştirdik yani o coğrafyada o kültürel kodlarda bu kendi yaptığımız işi nasıl anlatmalıyızı bunun için bu insan tanıma yani birebir görüşmeler internetten yapacağımız ve daha önce denediğimiz görüşmelere göre çok daha verimli geçtiğini söyleyebilirim. Yani ben bu podcastin dinleyicilerinden biri olsam çünkü mutlaka düşünürdüm yani bunun için oraya kadar gitmeye gerek var mıydı? Bizim için vardı çünkü hiçbir zaman o uzaktan konuşmayla giremeyeceğimiz detaylara biz orada o dünyanın nasıl işlediğini orada anlamış olduk. Peşinden de kendi dilimizi oluşturduktan sonrada bütün dijital kanalları kullanmaya başladık çünkü artık şey konusunda nettik yani ulaştırmamız gereken mesaj ne, aynı ürünü orada hangi mesajlarla hangi biçimde pazarlamalıyız bütün kanalları kullanmaya başladık. Bir sorun vardı sanki. 

Levent Aşkan: Şey diyecektim daha çok Linkedin’den ve o tarz sosyal mecralardan yapılan iletişim yerine direkt orada birebir, yüz yüze yapılan görüşme çok faydalı diyorsun ve bununla birlikte bence sizin ürün tarafında feedback almanıza da yardımcı olmuştur. 

Mustafa Savaş: Tabi tabi, muhakkak. Ürün tarafındaki feedbacki hem bizim sektördeki hem de sektör dışındaki insanlardan sürekli alıyoruz ve hepsi çok faydalı. Hatta bazen sektör dışındaki insanların bakışı bize çok şey anlatıyor ama dediğim gibi yani aynı ürünün orada hangi problemin çözümü, hangi vurguyla anlatılması gerektiği üzerine biz birebir görüşmelerde bugüne kadar öğrendiğimiz her şeyi o şekilde öğrenmiş olduk. 

Levent Aşkan: Evet.

Mustafa Savaş: Bunun evvelinde yapacağımız bütün pazarlama faaliyetlerini çünkü şeyin kaybına uğrayacaktık hani doğru mesajda mı ulaşıyoruz buradaki kitleye, bunun kaybını yaşayacaktık. Biz orada kayıp yaşamaktansa gerçekten alıp çantamızı gidip orada insanlarla birebir konuşarak, o zaman ve para yatırımını yapmayı tercih ettik. Açıkçası biz kendi adımıza da bunun çok faydalı olduğunu gördük o yüzden aslında bir yandan da kendi adıma vereceğim tavsiyelerden bir tanesi de bu olur. 

Kimola’nın Sociable.co Viral İçerik Hikayesi Nedir? 

Levent Aşkan: Anladım, ayrıyeten oradaki kültürü de tatmış oldunuz ve ona göre de belki planlamanızı yaptınız ve bu da gayet önemli ve faydalı. Şimdi bir Sociable.co viral içerik hikayeniz var sizin, bir Arthur var. Oradaki Arthur’u, Sociable.co yu dinleyebilir miyim senden çünkü o gayet viral bir içerik oldu benim gördüğüm kadarıyla 4 binden fazla paylaşımı vardi internette ki çok farklı bir içerikti. O nasıl doğdu ne oldu orada yani onun bir hikayesini duymak, öğrenmek istiyorum. Bu da tabii ki ayriyetten bir pazarlama çalışması. 

Mustafa Savaş: Evet bu pazarlama çalışması. Aslında bu bir şirketin globalleşme aşamasında aslında insan bir yandan da şeyi kavrıyor dünyanın aslında çok klişedir ama ne kadar büyük olduğunu o globalleşme çabasında anlıyorsunuz çünkü dünyanın dört bir yanından gerçekten çok iyi akılların elinden çıkmış ürünlerle rekabete giriyorsunuz. Biz işte geçtiğimiz yıl mayıs ayında aldığımız bir yatırım vardı globalleşme çalışmasına başlamak için ve üzerine en çok kafa yorduğumuz süreçlerden birisi de biz globalleşmeye çalıştığımızda dünyanın, globalin bundan nasıl haberi olacak çünkü globalde satılacak bir ürün yapma eforuyla onu globalde satma eforu aynı eforlar değil yani çok daha farklı yollar, stratejiler gerektiriyor. O yüzden bizim şirket olarak en iyi bildiğimiz şeyi modelledik aslında. Şirket olarak en iyi bildiğimiz şey insanları taklit eden mekanizmalar geliştirmek algoritmalarla, yani bizim bütün hani business, iş geliştirme çabamız bunun üzerinden dönüyor. Konuşmamın başında da bahsettim bir araştırma sürecinde insan taklit etmek gibi. Bu yüzden dedik ki Kimola’da yaptığımız engine yani esas işi yapan yazılım aslında bugün bir insanın, bir araştırmacının hayatını kolaylaştırıyor. Bir araştırmacının asla pratikte harcayamayacağı zaman ve çabayı realize ediyor. Peki dedik bu, bu kadar hani insan taklit eden bir yapı var ortada, gerçekten insan olsaydı ne olurdu? Biz bunu bir insana dönüştürebilir miyiz? Gerçekten bir isim bir soyisim koysak bu ürüne bu teknolojiye, sosyal medya hesaplarını açsak, kendisine bir fotoğraf bulsak bir kişiye dönüşebilir miydi bizim kendi ürünümüz? Arthur adıyla bir kimlik oluşturduk kendisine ve kendisine bir sosyal medya hesabı açtık, Linkedin hesabı, Twitter hesabı açtık. Bu kişi yani isim ve soyismi olan aslında sanal kişilik tamamen bizim teknolojimizin kişiliğiydi ve kendisini Kimola’da çalışan, Türkiye’de Kimola adına bir şirkette çalışan bir kişi olarak bir Linkedin profili açtık ve dünyanın çeşitli yerlerinden bizim yaptığımız işin yani araştırmanın insanlar tarafından yapılan şirketlerde bir pozisyonda başvurmaya başladık yani madem bizim geliştirdiğimiz teknoloji bir tüketici araştırmasının yapılmasını sağlıyor, tüketici araştırması yapan şirketlerde bu pozisyonda çalışacak insan, bu pozisyondaki insan pozisyonlarına başvurmaya başladık bu profil ile. İşte bu Arthur kişiliği aslında Kimola’da çalışan bir kişilik ve artık Ankara’dan yurt dışına açılmak istiyor, böyle bir profil.

Dolayısıyla yurt dışındaki işlere başvurmaya başlıyor ve başvuru notlarında da şeyden bahsediyoruz bilmem kaç bin tane kaynağı okurum işte bu kaynaklardan şu kadar miktarda veri okur kafamda işte sınıflandırır bunları araştırma sonuçlarına dönüştürürüm. Bizim toolun ne kadar yeteneği varsa bir insana atfederek yazdık. Dolayısıyla insanüstü bir yapı çıktı ortaya ama neticede bir yandanda baya gerçek bir insan yani Linkedin profili var Twitter profili var ve biz iş başvurularında bazılarından sonuç almaya başladık yani görüşme için insanlar bize geri dönüş yapmaya başladılar. Bizimkisi deneysel bir çalışma olduğu için aslında şeyi görmeyi istedik yani araştırma şirketlerinin bizim ürünümüzün yeteneğindeki bir kişinin gerçek olması durumunda nasıl reaksiyon göstereceğini görmek istedik. Çokta güzel reaksiyon geldi yani şirketler bu profille görüşmek için dövüş yapmaya başladılar. Dövüş yapan şirketlere de açıkçası durumu anlattık yani biz böyle böyle işleri yapan aslında bir şirketiz burada ki Arthur Charvaka kişiliğide bizim teknolojimizi temsil ediyor. Orada eğlenceli görüşmeler oldu aramızda şirketlerle hatta birkaçını bizim partner programına dahil ettik. 

Levent Aşkan: Abi hem çok yaratıcı hem lead toplamak için inanılmaz güzel bir taktik yani oradaki iş ilanlarına başvurup karşı tarafla yapılan görüşmelerle onları müşteriye bağlayabilmek bence şahane yani. 

Mustafa Savaş: Evet çok korkutucu bu arada yani insanların görüşmek için tekrar geri dönüş yapmasında işte eyvah tamam buraya kadar çok güzeldi şimdi ne yapacağız, nasıl anlatalımda tuhaf bir durum oluşturmayalım. 

Levent Aşkan: Ne yaptınız orada? Mesela görüşmeye iki kişi mi girdiniz?

Mustafa Savaş: Hayır, tek kişi ile girip durumu tatlı tatlı açıkladık aslında. Bu arada seçtiğimiz şirketlerde genelde o çeviklikte olan şirketler yani araştırma sektöründe bazı şirketler daha modernize olmuş daha dijitale daha uyum sağlamış bazı şirketlerde şeyi temsil ediyor hani eski daha alışılagelmiş metodları çok sık şekilde uygulayan çünkü her ikisinden de alınacak fayda ayrı yani bizim yöntemlerimizden alınacak faydalar ayrı.

Biz daha çok o dijitalleşme sürecine daha girmiş orada yol almış şirketlere başvurmuştuk. O yüzden ortak bir dil yakalayabildik, kendimizi tatlı tatlı ifade ettik açıkçası. O yüzden oradan da kontaklar alıp aslında o şirketteki istediğimiz departmana ulaşmış olduk. Genelde şeylere açık yani bu tip deneyimlere aslında bu tip deneyimin parçası olmaktan da bizim başında biraz korktuk hani nasıl tepki alırız bununla ilgili ama bizim için tatlı oldu açıkçası. Tatlı olunca da bu bir aslında bir şeye dönüştü bir hikâyeye dönüştürüp yayınladık bizde ki o hikayenin kendisi de internette epey paylaşım aldı. O yüzden bizim ekipte Beybin’in yani bugün bizim operasyonlarımızın başındaki arkadaşın fikriydi genelde bizdeki bütün yaratıcı fikirlerin kaynağı kendisidir. Ondan sonra epey kendi süreci baştan sona tasarladı işte bazı yerlerinde beraber kafa yorduk bu aşamada ne yaparız, görüşmeleri nasıl yaparız, hikayesini nasıl oluştururuz? Sonucunda böyle tatlı bir şey çıktı ve aslında hani bahsettim ya biz yatırımla birlikte globale açılmak üzere çalışmaya başladık, globalde olabildiğince çok şirkete olabildiğince çok vakaya nasıl ulaşırdık biz bir yöntemini bulduk ve ulaştık. Aslında biz bu çalışmaya Amerika’ya gitmeden önce başlamıştık, San Francisco’ya gitmeden çalışmaya başlamıştık ve meyvelerini daha Ankara’da iken toplamıştık bunun. Biz San Francisco’ya gittiğimizde de basında paylaşılan bir hikâyeye dönüştü. Bizim içinde öyle orada tatlı bir anı olmuştu. 

Levent Aşkan: San Francisco’da iken paylaşılması da baya güzel olmuş. Direkt orada görüşmeler yaptığınızda gösterebileceğiniz arka tarafta da bir hikâye. 

Mustafa Savaş: Evet evet bizim için, yani burada aslında şey var yani hiçbir zaman bu gene bizim değil sadece bütün bizim durumumuzdaki girişim şirketlerinin bir meselesi hiçbir hikâye reklam kadar sıcak olamaz. Aslında biz hikayemizi oluşturmaya çalıştık ve onun sonucunda tabi gene bizim kim olduğumuzu anlatabileceğimiz bir fırsat çıkmış oldu ortaya. Ondan da faydalandık. 

Mustafa Savaş Hangi Firmaların Kimola’yı Kullanmasını İster?

Levent Aşkan: Şimdi Kimola’dan biraz uzaklaşıp biraz daha sana yönelik sorular soracağım. Kimola’yı en çok kullanmasını istediğin firma, firmalar? Reklam verenlerden olur ya da diğer araştırma firmalarından yani işte şu firma Kimola’yı kullanıyor denildiğinde sen böyle çok daha ayrı bir moda girebileceğin, keşke bunların çalışanları Kimola kullansa şu an diyebileceğin firmalar. 

Mustafa Savaş: Uber ile Slack kullanmasını çok isterdim. 

Levent Aşkan: Uber ile Slack…

Mustafa Savaş: Evet çünkü her ikisi de deneyim pazarlaması yapan şirketler yani biz Türkiye’de bu alışılagelmiş işte outdoor reklamları, televizyon reklamları görmeye çok alışkınız ama Amerika’dayken bunların kullanımının yanında deneyim pazarlaması, şirketlerin yaptığı deneyim pazarlaması örneklerini de gördük. Özellikle bizim toolun bir kitlenin hani bütün ilgi alanlarının anlaşılması bu kitlenin yaşam tarzının belirlenmesi ve bu kitleye ulaştırılacak mesajların belirlenmesi noktasındaki uzmanlığın Uber’de ve Slack’de kullanıldığını görmeyi çok isterdim. Herhangi bir temasımız olmadı bu şirketlerle bugüne kadar ama onların kendi pazarlama metotlarını da çok seviyorum dolayısıyla o enerji o pazarlama enerjisindeki akıl kaynaklarından bir tanesinde bizim tooldan gelen araştırma sonuçlarının olmasını çok isterim. Bundan büyük haz duyarım. 

Levent Aşkan: Anladım, onlar içinde baya faydalı olur yani direkt kitleyi sizin veriler sayesinde tanıyabilmek. 

Mustafa Savaş: Evet çünkü ne derler onlarında çizgi dışı, sıra dışı işleri var pazarlama alanında, faydalı olacağını düşünüyorum. Bir gün yollarımız kesişir umarım onlarla.

Mustafa Savaş’ın en çok kullandığı 3 uygulama nedir?  

Levent Aşkan: Gayet güzel, gayet güzel bir hedef umarım kesişir. Senin kullanmaktan vazgeçemediğin 3 tool. Şimdi Kimola bir tool, karşı tarafa sunduğunuz, peki senin vazgeçemediğin toollar neler, Kimola dışında diyeyim. 

Mustafa Savaş: Anladım. Evernote un kıymetini geç keşfetmiş ama çok iyi keşfetmiş kullanıcılardan bir tanesiyim. O yüzden birinci sıraya Evernote u koyarım herhalde çünkü o not disiplini ve onların işte tarihlere göre sıralı tutulması ve onların sınıflandırılması benim hayatımı çok kolaylaştırıyor onu herhalde ilk sıraya koyardım o yüzden. Peşinden yine Slack ‘in iyi bir kullanıcısıyım. Özellikle tool entegrasyonundan dolayı Slack pek çok  şeyime bağlı ve bütün pek çok şey yönetimi oradan yapabiliyorum. Onu da ikinci sıraya koyardım. Üçüncü sırada benim için zamanla aslında vazgeçemediğimi anladığım ve çokta kullanıldığına şahit olmadığım bir tool var, Brain.fm. Bu sadece çalışma müzikleri sağlayan bir app aslında application yani çok sıkı bir müzik dinleyicisiyimdir bu arada ama çalışırken konsantrasyonumu aynı seviyede tutmaya çalışıyorum dolayısıyla Brain.fm bunu çok iyi yapan bir application o yüzden herhalde onuda üçüncü sıraya koyardım. 

Levent Aşkan: Brain.fm moda göre müzik paylaşan tool değil mi? Yanlış mı biliyorum? 

Mustafa Savaş: Evet, mod yani ne amaçla müzik dinlemek istediğinizi soruyor en başta. 

Levent Aşkan: Evet.

Mustafa Savaş: Ondan sonra bir şekilde bende ki etkisi şu oluyor, dinlediğim oradaki parçalardan mesela ben sadece focus için kullanıyorum yani uyumak için ya da dinlenmek için de ayrıca müzikleri var ama ben sadece çalışırken kullanıyorum. Benim konsantrasyonumu hep aynı seviyede tutmayı bir şekilde başarıyor oradaki müzik. 

 Kimola’nın Ofisleri Nerelerde? 

Levent Aşkan: Şimdi sizin şu an San Francisco’da ofisiniz var, Ankara’da ofisiniz var, başka İstanbul’da ofisiniz var diye biliyorum. 

Mustafa Savaş: Evet İstanbul bizim yatırım şirketimizin alanında kullandığımız bir ofisimiz var. İstanbul bizim satış, yani satış amaçlı kullandığımız bir ofis orası. Bizim Ankara’da 6 kişilik bir ekibiz. Bizim için esas geliştirme ekibi Ankara’da. O yüzden bizim gözümüzde şey diye ayrılıyor, satış denildiği zaman İstanbul geliyor aklımıza İstanbul’da yapacağımız çalışmalar. Uygulama geliştirmek, teknoloji tarafı tamamen Ankara’da ve bizim globalde yapacağımız çalışmalar içinde San Francisco. Her ne kadar Amerika bizim için eşit değildir San Francisco, bizim sektörün en çok, en hareketli olduğu yer New York bu arada ama o teknolojiyi, insanların uygulamaları, denemeye daha açık olması o deneyimi yaşamaya daha açık olması açısından San Francisco çok faydalanıyoruz yani San Francisco’daki o startup kültürü gerçekten sokaklara işlemiş dolayısıyla o üründeki yeni fikirleri test etmek, ürünü sektörden bağımsız hani sektörle ilgili ya da ilgisiz insanlara deneyimletmek ve fikirlerini almak için ya oradaki o global kokuyu almak ve ona göre hani nasıl davranacağımızı belirlemek için San Francisco. 

Kalkan Summer House’un Hikayesi ve Kimola’nın Şirket Kültürü Nedir? 

Levent Aşkan: Anladım. Bir de galiba yazın gittiğiniz Kalkan Summer House var. Kalkan Summer House’u açabilirmiyiz? Neden Kalkan? Mesela neden Kaş değil de Kalkan? Nasıl çalışıyorsunuz, ne yapıyorsunuz? Bence değişik bir şirket kültürü yani 6 kişilik ya da 10 kişiden az kişinin çalıştığı bir şirkette Kalkan’a yazın, anladığım kadarıyla orada bir ev kiralama var, ev kiralayıp hep beraber orada çalışmak değişik bir kültür. Onu nasıl, nasıl bu kafaya geldiniz ve bunun verimli olduğunu düşünüyorsunuz? Onu öğrenmek istiyorum.

Mustafa Savaş: Evet, bizim Kimola’da, Kimola dediğimizde aslında küçük bir şirket ama kendi kültür kodları olan bir şirket yani biz bir takım arkadaşı aramızda başlarken bu stajer de olabilir normal bir çalışanda olabilir mutlaka o kültür kodları baştan verilir, onların okunması istenir. İş görüşmelerinde o kültür kodlarına göre bizim sorduğumuz sorular vardır. Şirkette üzerine en çok mesai harcadığımız yani teknik olan şeylerin dışında üzerine en çok mesai harcadığımız şeylerden bir tanesi o ve bizim Kimola’da üzerine yani gene bizim kültürel kodlarımızı tanımlayan şeylerden bir tanesi de Kimola’da büyük işleri yapan küçük ekip olmak olmaya çalışmak yani biz büyük ekiplerle çıkarılan işlere karşın kendi alanında uzman ama az sayıdı insanın bir araya gelip birbiriyle toplantı yapmak için uğraşmak zorunda kalmayacağı, aradaki iletişim bariyerinin daha küçük olacağı böyle bir gerilla takımı olmak vardı bizim için her zaman. 

Levent Aşkan: Herkesin bir isveç çakısı olduğu diyorum. 

Mustafa Savaş: Aslında bir nevi öyle, ya pek çok girişimde bu aynı durum söz konusudur bu arada ama bizde bu net tanımları olan baya kültür arka planımız vardır hani ne durumda ne yapılması lazım, hangi duruma nasıl reaksiyon veriyoruz, ne başımıza geldiğinde nasıl davranmamız lazıma kadar bizde yazılı bir kültür şey vardır, tanımı vardır. Biz ilk yatırımı, geçen yıl yatırım alana kadar çok zorlu süreçten geçtik. Kimola aslında 2014 yılında kurulmuş bir şirket ve hep şeyin avantajını yaşadık şirketin yatırımcısı yok dolayısıyla çok daha özgür ve deneysel çalışmalar da yapıyoruz biz ürün geliştirme sahasında ve bizi çok hızlı yapan unsurlardan bir tanesi de oydu. Yatırım aldıktan sonra artık daha stabil daha odaklanmış bir rotaya girmemiz gerekiyordu ve o süreçte bizim için çok yorucu geçmişti. Yatırımı başından sonuna kadar olan süreç ve yatırımı aldığımız tarihte artık geçen sene mayıs ayıydı çok hızlı bir kararla şeye karar verdik bizim şu an bütün eforumuzu bütün gücümüzü ürün geliştirmeye harcamamız lazım ve bunun için sadece işte yapacağımız çalışmalar değil akşam işte WhatsApptan yapacağımız çalışmaların her zaman vardır ya bu akşam ekipler kendi arasında yazışır mutlaka konuşacakları bir şey olur.

Biz o konuşmaları da daha gerçekçi bir hale getirelim yan yana olalım, sabah işe gidip gelmek için zaman kaybetmeyelim bunu nasıl yapabiliriz, aynı evde kalarak yapabiliriz ve küçük bir ekibiz madem öyleyse bunu olabilecek en yeşil en mavi yerde yapalım. Kalkan’da bir villa tutmaya karar verdik. Havuzlu 3 katlı bir villa, bütün ekip oraya gittik. Herkesin odasının olduğu bir şey yakaladık, Airbnb’den bir yer bulduk ve bir aydan birazcık daha az bir süre için kiraladık orayı. Baya çantalarımızı alıp gittik odalarımıza yerleştik yani şeyi düşünün sabah kalkılıyor yola gitmek için zaman harcamıyorsunuz beraber kahvaltı yapıyoruz daha kahvaltıda günün nasıl geçeceğini konuşuyoruz sonra kendi alanımıza ayrılıp çalışmaya başlıyoruz ve ofisteki çalışmalarımızdan çok daha büyük bir alan ve dinlenmek istediğimiz zaman yapabileceğimiz çok fazla şey var yani dışarı çıkıp hemen havuza girmekte buna dahil ya da işte orada Kalkan’da, çok güzel bir doğası var Kalkan’ın o doğada yapılacak şeylerde dahil. Dolayısıyla dinlenirken gerçekten dinlenmiş, Çalışırken de gerçekten çalıştığımız çok yoğunlaştırılmış çok böyle sıkı bir ay geçirmiş olduk orada ve ürünün yazılmasındaki en zorlu süreçleri orada tamamladık. 

Levent Aşkan: Bence yani orada geçirilen bir ay şirket kültürünüze baya bir etkisi olmuştur yani arkadaşlık ondan sonra birbirlerine olan güven yan yana olabilmek ve iş yerinden uzakta Kalkan’da tutulan bir evde yan yana olabilmek bence çok faydalı ve iş içinde gayet etkili sonuçlar doğurmuştur yani gayet güzel. 

Mustafa Savaş: Evet çünkü orada hayat ikiye ayrılıyor bir gündüz yaptığımız çalışmalar işte hava karardıktan sonra işte gece yapacağımız bir sürü etkinlik var orada çünkü Kalkan’ın, Kalkan’da müzikleri çok güzel dışarı çıkıp gezeceğimiz yerlerde çok güzel o yüzden ikiye bölünmüş bir hayatı çok dengeli bir şekilde yaşamış olduk orada. Ekip daha tabii ki kaynaştı. 

Levent Aşkan: Evet.

Mustafa Savaş: O zaman arkadaşlardan işte müzik enstrümanı çalanlarda onu getirdi oraya, çok derin çok uzun sohbetler, birbirimizi çok daha yakından tanımış olduk gerçekten bir şeye dönüştü orada bir kardeşler takımına dönüşmüş olduk ve hepimizin aslında gün içinde her ne kadar aynı ofiste çalışıyor olsak da gelecek için aynı kaygıları aynı vizyonu aynı heyecanı geçiremiyor olabiliyoruz birbirimize ama orada kaldığımız bir ay boyunca hepimiz aslında senkronize olmuş olduk yani aynı vizyona aynı heyecana ve globalleşmeye dair o yol arayışında hepimiz senkronize olmuş olduk. O yüzden bizim için yine çok sıra dışı bir hikayeydi ve hala oradaki şakalar hala devam ediyor o geçen yıldan kalan şakalar hala tekrar ediliyor falan. Bizim için böyle bir sağlam bir anıya dönüştü. 

Levent Aşkan: Güzel gayet güzel bir anı olmuş. Şimdi biraz daha Kimola tarafına geçiyorum. Sizin almış olduğunuz bir yatırım var geçen sene, 1 milyon tl yanlış bilmiyorsam.

Mustafa Savaş: Doğru.

Kimola’nın Devlet Desteklerine ve TÜBİTAK Desteklerine Yönelik Bakışı Açısı Nedir? 

Levent Aşkan: Bunun dışında hiç devlet desteğiniz oldu mu? Devlet desteğiniz olduysa oradaki süreç nasıl ilerledi? Genelde podcast yaptığımız firmalara bunu soruyoruz başvuranlar hangi yoldan gitmeli ya da nasıl bir plan çizmeli, kafalarında ne oturtmalı şeklinde, bilgi vermek için dinleyiciler. Biraz zaman aldığı çoğu kişiden duyduğum bir söz yani başvuranlar işte bir yıl parayı unutsun sonra gelir diyorlar ama sizin bir deneyiminiz oldu mu?

Mustafa Savaş: Biz devlet desteğinden faydalanamadık bir kere TÜBİTAK dan aldığımız destek oldu. Kuruluşta almadık, TÜBİTAK desteği ile kurulmadık ama yapacağımız bir ar-ge çalışmasını TÜBİTAK’ta fonladık, yatırımdan önceydi bu çalışma. Şimdi bizim gibi şirketlerin hepsi yani şu an bizi dinleyen şirketlerde vardır eminim aynı durumda. Biz aslında ana ürünümüzü geliştirirken o ana ürünün unsuru olan bir sürü teknolojik parçacık geliştiriyoruz.

Bu teknolojik parçalar bir araya geliyor ve aslında işte bir çeşit orkestra yani sonucunda ortaya ürün çıkmış oluyor. Bu teknolojik yatırımlar aslında her biri kendi başına üzerine çalışılan işler yani biz dışarıdan baktığımızda aslında bugün tek bir ürün görüyoruz yani ben işte şeyden bahsediyorum Evernote harika bir ürün diyorum ama Evernote’un arkasında bir sürü teknolojik unsur var aslında, bir sürü teknolojik unsurun bir araya gelmiş hali. Dolayısıyla bunların geliştirilmesinde TÜBİTAK gibi kurumların destekleme kriterlerine uyan pek çok hikaye çıkıyor pek çok fırsat çıkıyor ortaya. Biz 2016 yılında aldığımızı hatırlıyorum bu desteği, TÜBİTAK’da bir ar-ge 1507 desteği yani kodunda hatırlıyorum, 1507 programının desteğiydi. Başvuru süreci uzun evet, başvuru zahmetli evet, ama bir teselli olacaksa bunların hepsini oturduğumuz yerden yapabiliyoruz yani bu aslında sadece şu bizim gibi şirketler her zaman geliştirme yapıyor ama bu geliştirme sürecinde bir yerde bir soluklanmak için durduğunuzu ve bir sonraki adımda ne yapacağınız dokümante ettiğinizi düşünün aslında devlet desteğine hazırlanmak bu demek çünkü bu girişim şirketlerinin en iyi yaptığı şey gerçekten kafayı kaldırmadan teknoloji geliştirmek bunu, yani özellikle biz B2B çalışıyoruz, şirketlere çalışıyoruz ve nihai son sattığımız ürün teknoloji yani veri analizi satıyoruz dolayısıyla bizim ürünümüzü kullanan şirketler bizim çıktımız olan verilere güvenmesi gerekiyor ki bunu satın alsınlar ve bu teknolojinin geliştirilmesinde bizim dokümante edip yani bir durduğunuzu düşünün bunları dokümante ettiniz bir sonraki adımda geliştirdiğiniz teknoloji ne olmalı ve sonra yola devam ediyorsunuz, tam olarak bu aslında konu.

Levent Aşkan: Anladım. 

Mustafa Savaş: Buradaki çalışma ürünün kendisi üzerinden değil o geliştirilecek teknolojide nasıl bir ekip yapısı ile, nasıl bir zaman takviminde bir çalışma yapmanız gerekiyor. Bunu aslında, TÜBİTAK da en azından TÜBİTAK için konuşabilirim, o dijital başvuru formunun bütün adımlarını uzun uzun açıklayarak yaptık. Bizim hakemlerimiz olmuştu yaptığımız işi anlamak için ve bence o bizim gibi şirketlerin akademik dünyayla tanışması için harika fırsatlar çünkü ikisinin birbirinden kopup gitmemesi gerekiyor.

Teknoloji, kritik teknoloji ile akademik dünyada yapılan o çalışmalar birbirinden kopup gitmediği senaryolar dünyada ses getiren işlere dönüşüyor, dolayısıyla bizim içinde o bir fırsat oldu yani pek çok işte daha önce hiç bulunmadığımız üniversitelerden de hocalar gelmiş oldu bizim hakem ziyaretlerinde. Onlara yaptığımız işi anlattık, şirketi anlattık yani bugüne kadar yaptığımız çalışmaları gösterip, yaptığımız işleri anlatınca zaten çok güzel bağ kurduk biz yani çok iyi bir iletişim bağı kurmuş olduk orada ve sonucunda desteği aldık. Destek aslında çok doğru bir şey söyledin destek para desteği olsa da para için alınmaması gerekiyor çok tezat bir şey, kulağa ters geliyor ama zaten yapacağınız bir çalışmayı dediğim gibi durdunuz bir nefes aldınız, dokümante ettiniz ve tamamen hani oradan gelecek paraya endeksle hareket etmediğinizi düşünün aslında doğru faydalanma yöntemi o çünkü burda bu tip devlet desteklerinin birinci amacı sizin yapacağınız ar-ge çalışmalarının maliyetlerini düşürmek yani bu çalışmayı siz zaten yapacaksınız bir devlet desteği olsa da olmasada, bir yatırım olsa da olmasada, bunu neyle fonlamanız bekleniyor? Sizin ticari çalışmalarınızla elde edilen gelirlerle bu tabii ki söylerken çok basit arkada kan, ter, gözyaşı olan uzun bir süreçten bahsediyoruz ama bir şekilde bir girişim kendi ürününün piyasada kullanılmasını sağlayacak o ürün-pazar kitini yakalamışsa ve bir gelir elde etmeye başlamışsa onlar için harika bir fırsat yani benim burada söyleyebileceğim şu olur bu bir zaman yatırımı ve girişimciler o iş yoğunluğunda zaman yatırımına girmekten kaçınabilirler ama şunu temin ederim ki bu zaman yatırımını yapıp bu desteği aldıklarında o zaman yatırımının karşılığını almış olacaklarını düşünüyorum sadece kendi ürünlerinden ticari gelir etmeye başladıkları noktada daha anlamlı onu da akıldan çıkartmamak gerekiyor. 

Levent Aşkan: Zaten bence güzel bir bonus böyle bir desteğin gelmesi çünkü Kimola belirli bir noktada şirkete para sokabilmek için yatırımcılarla görüşüyor ve o noktada hisse veriliyor. Burada aslında hisse vermeden şirkete gelen bir para var, bu kötü bir şey değil ve ben şeyi bilmiyordum yani direkt bilgisayar başında tamamiyle işlemlerin yapıldığını bir yerlere işte evden çıkmak gerektiğini düşünüyordum belli noktalarda tamamiyle bilgisayar başında yapılıyorsa da bence denenmeyecek bir süreç değil. 

Mustafa Savaş: Evrak aslı göndermeniz gereken durumlar var onun içinde kargo ile göndere biliyorsun yani bu süreci tamamen ofiste tamamladım hani dışarı çıkmak zorunda kalmadan yani burada TÜBİTAK gibi kurumların devlet desteği bir yandanda girişimcilere şey disiplinine de sokuyor bence bir kazanım olarakda onun konuşulması lazım. Bir proje fikriyle hareket etme disiplinine sokuyor çok gerekli mi tartışılabilir, gerekli olmayabilir ama bir izlenme disiplininde hareket emek başka bir şey çünkü TÜBİTAK ya da herhangi bir kurum desteği aldığınızda aslında sürekli omzunuzun arkasında biri var sürekli omzuna vuruyor bitti mi diye soruyor size. Bu süreci gözünüzde böyle canlandırabilirsiniz sürekli omzuma vuruyor birisi, efendim, proje bitti mi, bitmedi hayır, ne durumda, şu durumda, aslında sürekli bu sorgulama sürecine giriyorsunuz. Dolayısıyla bir proje planı hazırlayıp o planla hareket etmek disiplinine girmek bazı girişimler için bence ekstra bir faydası var. Bunuda yan faydası olarak düşünmek lazım. Şimdi şey konusuna şey katılıyorum hani bir yatırımcı parası değil bir destek, bir ar-ge fon parası alıyorsunuz böylelikle hisse oranlarıyla oynamadan bunu yapabiliyorsunuz. Bu çok güzel bir şey ama ilk sıraya koyacağım fayda olmazdı herhalde benim için.

Levent Aşkan: Anladım güzel, Alman disiplini moduna sokmasıda güzelmiş o da bence güzel bir tavsiye.

Mustafa Savaş: Evet, bence bazı girişimciler için çok faydası olacaktır. Bu arada aslında kendi tecrübemden söylüyorum, sözünü kestim pardon ama bizim için de aynıydı hani bazen daha hızlı gidebilmek için bir yavaşlamak gerekiyor girişiminizde. Bu o proje disiplini ortaya çıkartmak, disiplinine gitmek o yavaşladığın süreci dokümante etmek dolayısıyla daha işte 18 aylık proje planı yaptığınız düşünün hani daha uzun vadeli planlar yapmaya başlamak o aşamada da bizim için faydalı olmuştu dolayısıyla pek çok girişim içinde olacağını düşünüyorum, evet.

Mustafa Savaş’ın Yurt Dışına Çıkmak İsteyenlere Vereceği Tavsiyeler Nelerdir ? 

Levent Aşkan: Anladım, aslında bu sorunun cevabını biraz paylaştın. Yurt dışına çıkmak isteyenlere verebileceğin tavsiyeleri soracağım. Bire bir iletişimin çok önemli olduğunu aktardın özellikle size benzer ürünlerde direkt ülkeye gidip oranın kültürünü yaşamak ve oradaki kişilerle yüz yüze konuşmak ve görüşlerini almak gayet değerli olduğunu aktardın. Bunun dışında işte şu an biliyorsun ülkemizde baya bir ihracat önemli bir konu haline geldi işte döviz kazanabilmek, yurt dışına ürün satabilmek… Senin bu konuda verebileceğin tavsiyeler var mı?

Mustafa Savaş: Yurt dışı ile ilgili yapılan çalışmalar aslında benim gözümde yani Kimola’da ikiye ayrıldı. Bir yurt dışına gitmeden önce yaptığımız çalışmalar bir de oradayken yaptığımız çalışmalar. Oradayken yaptığımız çalışmalar insanlarla birebir görüşmekti ve şu an kelimelerle yeteri kadar iyi ifade edebileceğimi düşünmüyorum, çok faydasını gördük. Birde yurt dışına gitmeden yaptığımız çalışmalar vardı onda da şeyin deneme yanılmasını yapmamızda hiçbir engel yok tabii ki bir girişimin henüz ortaya çıkarmadığı özelliklerin işte internetteki doğru kaynakları doğru şekilde kullanarak, kimi zaman reklamla kimi zaman araştırarak karşılıklarını bulmaya çalışmak işte rakiplerini bulup onların söylemlerinden ne yapmak gerektiğini kestirmek. Yurt dışına gitmeden önce yapılabilecek bir sürü çalışma var ama bize geri dönüşü en yüksek çalışmalar her zaman indirekt fayda üreten, mesela Arthur case’i gibi global mecralarda haberimizin çıkmasını sağlayan çalışmalar bize indirekt yoldan en büyük faydayı sağladı yani benim gözümde direkt fayda,çünkü biz bir reklam verdik reklamı görüp telefonla aradılar ve satın aldılar, benim gözümde direkt fayda bu. Bunun dışındaki her şey indirekt. İndirekt noktada biz basın gücünden faydalandık açıkçası ve bunu yapmak için biz Türkiye’deyken yapmıştık bu çalışmayı ben buna yapılacak yatırımın geri döneceğini düşünüyorum o yüzden burada bahsettiğim şey aslında kreatif bir çalışma yani bizim uzman olduğumuz alan insan davranışlarını taklit eden algoritmalar geliştirmek dolayısıyla aslında onu hikayeleştirdik.

Bunu bir insana dönüştürelim, gerçek bir kimlik kazansın. Eminim her girişimin kendi uzman olduğu alanda bir hikâye üretebilecek gücü vardır. Bu basın yansımalarının dönüşlerinden faydalanmayı çok tavsiye ederim. İndirekt bir fayda direkt değil ama biz gördük bunun faydasını. Öte yandan aslında girişimcilik süreci baştan sona bir deneme-yanılma süreci. Henüz işte İstanbul’daki, Ankara’daki Türkiye’nin herhangi bir yerindeki ofisindeyken bir girişimcinin global pazarda deneyip yanılabileceği pek çok fırsat ve mecra var yani çok küçük reklam bütçelerinden bahsediyorum. Çok küçük reklam bütçeleriyle, hangi mesajlarla o tüketici grubuna, globaldeki tüketici grubuna ulaşmayı test edebileceği yöntemler var bu dijital pazarlama konusu altında incelenen. Bence bir girişimcinin ve ben mesela teknik mühendislik tabanlı bir girişimciyim ama bu tarafta zaman yatırımı yapmaktan asla çekinmiyorum yani o tarafın her ne kadar bizim ekipte sadece ona odaklanmış çalışmalar yapılıyor olsa da ben bir girişimcinin de özellikle globaldeki o yol haritasını çıkartabilmek amacıyla o tarafta biraz zaman yatırımı yapıp deneme yanılma yapmasını tavsiye ederim ve globalde özellikle yine bizim gibi SaaS ürün kullanımından bahsediyorsak eğer kurumların ürün deneyimlemesine yatkınlığı Amerika’da çok daha fazlaydı dolayısıyla biz henüz daha Türkiye’de olduğumuz dönemde ürünün kendi kendine bir kullanıcı tarafından deneyimlenilmesine, oradaki kullanıcı deneyiminin artırılmasına çaba gösterdik ki çünkü onların hareketini izleyip tool nasıl kullanılıyor, aslında beklentileri ne, onu anlamak için yeteri kadar data sağlıyor kullanıcılar eğer bir şekilde platforma kullanıcı çekilirse. Biz ondan çok faydalanmıştık başlangıçta, onu da belirtebilirim herhalde ve tabii herkesin, her şirketin kendi kültürel kodları kendi ürün disiplini kendi dna’sı farklı olacağı için aslında kim ne dinlerse dinlesin, kim ne tavsiye alırsa alsın herkes kendi özgün hikayesini yaşamaya aslında bu maceraya atılıyor çünkü aynı sektörde iki rakip girişimde yurt dışına açılmaya çalıştığında bambaşka iki hikâyeden bambaşka iki yoldan geçiyorlar. O yüzden bir yandan aslında tavsiyeleri dinlemek faydalı olduğu gibi herhalde şey en doğru şeyde olabilecek en küçük bütçelerle, hatta mesela bizim Arthur çalışması bedava bir çalışmaydı bizim için, bütçe ayırdığımız bir şey olmadı hiç. Olabilecek en akıllı yollarla para harcamadan deneme yanılma yapmaya başlamak herhalde çünkü herkesin hikayesi bambaşka herkes başka yollardan geçiyor o yüzden bir an evvel deneme yanılma yapmaya başlamak lazım herhalde. 

Levent Aşkan: Evet, aslında yani sizin Arthur hikayesi sizin para harcamadan yaptığınız organik ve direkt yollardan gelen trafikle belki müşteri edindiğiniz bir yol. Burada tabii ki yaratıcılık, Beybin’in yaratıcılığı ortaya çıkmış ki bence her startup böyle bir şey yapabilir dediğin gibi çünkü şu an açıkçası Google reklamları bir startup için çok pahalı yani özellikle yurt dışında bir click 7 dolardan az alınamıyor ve gelen kaç clickten kaçı müşteriye dönecek kaçı leade dönecek onun yerine böyle yerel bir içeriğe kafa yorabilmek bence çok daha faydalı ve açıkçası hikaye olması ve bilinirlik açısından da çok daha etkili olduğunu o şekilde düşünüyorum. Birde free-trial olayıda bence etkili aslında işte yurt dışındakiler bir şekilde free-trial verebilmek ya da yurt içindekilere farketmez ve alın ürünü kullanın 15 gün ücretsiz deneyimlerinizi aktarın, bu baya şey yani ben trial end buy modeli bu yurt dışında şu an baya popüler, e -ticaret firmaları da özellikle bunu kullanıyor. Ürünü ilk başta gönderiyorlar dene ondan sonra gör ve istiyorsan satın al istemiyorsan bana geri gönder modeli yaygınlaşıyor. Bu da bunun bir şekilde yazılım modeli. Bence gayet güzel çoğu yazılım firmasının ben free-trial modeline geçmesi gerektiğini geçmeyenlerin özellikle geçmesi gerektiğini düşünüyorum ki ürünü bir şekilde kullandırıp ne olup ne biteceğini anlayabilmesi açısından.

Mustafa Savaş: Evet yani biz B2B çalışıyoruz aslında B2C de daha yaygın bir şey yani bireylere sağlanan hizmetlerde daha yaygın bir şey gerçi Bizim rekabet içinde olduğumuz şirketlerde çok uygulanan bir şey değil aslında yani ürünü ücretsiz deneyimleyebilmek için epey işte siteye bilgileriniz bırakıyorsunuz, onlar sizi arıyorlar buluşma saati belirle, bir haftalık falan bir süreci geçirmeniz gerekiyor ürünün bir kere neye benzediğini görebilmek için bu da bir yöntem. Bunun da bu arada uygulandı artıları eksileri var ama biz açıkçası bu bizim için bir süreç olamazdı. İnsanların bize ulaşmasını beklemek, reklam vererek insanların bize ulaşmasını beklemek onlara tek tek geri dönmek dolayısıyla biz gene elimizdeki güç, uygulama geliştirme gücümüz daha yüksek bizim reklam bütçemizden dolayısıyla uygulama geliştirme gücümüzü bahsettiğin gibi senin de ücretsiz denebilecek hale getirmek için kullandık ve ondan sonra insanların eline bıraktık.

Kullanıcıların bu arada mouse hareketlerinden işte nerede ne kadar kaldıklarını o kadar çok şey bilgi üretiyorlar ki size aslında, siz onlara hiç bir şey sormadığınız halde yeteri kadar izlerseniz ne yapmaya, bir sonraki adımınızın ne olacağını görüyorsunuz aslında. O yüzden biz kendi ürün geliştirme gücümüzü o dönüşümü sağlayarak yaptık ama tabii şunu da unutmamak lazım yani sizin kendi kendine denebilecek ürün geliştirmeniz insanların girip hemen bunu denemeye başlayacağı anlamına gelmiyor hiçbir şart altında. O pazarlama yollarını, o pazarlama yöntemlerini keşfetmek bizim girişimciler olarak iş tanımımız, bundan kaçış yok ve dediğim gibi reklam bütçeleri her zaman karşılanabilecek bütçeler olmadığı için ya çok küçük bedellerle deneme yanılma ya da işte yaratıcı yöntemlerle bunların etrafından dolanma yani para harcamayacak bunu başka yollardan nasıl yapabiliriz keşfini bulmak. Bugün bizim burada aslında benimsediğimiz artık karşımıza çıkmasını çok doğal gördüğümüz markaların işte birazcık geçmişte yaptığı pazarlama faaliyetlerine bakarsak, pazarlama olduğunu hissetmediğimiz benzer şekilde yapılan bir sürü şey var. Bugün hala büyük şirketler pazarlama gibi görünmeyen ama basını o şekilde kullandığı çalışmalar yapıyor. Aslında biz bir yandan bu kullanılmış sonuçları, onaylanmış yöntemi uygulamaya çalışıyoruz baktığımızda. 

Mustafa Savaş’ın Girişimcilik Hakkındaki Düşünceleri Nelerdir?

Levent Aşkan: Şimdi benim sorularım bitti Mustafa, senin eklemek istediklerin var mı?

Mustafa Savaş: Girişimcilik bizim işte son 15 yılın Türkiye’deki çok popüler konularından bir tanesi ve biz yani Kimola’daki süreçte, Kimola’nın bir uzmanlığı vardı ya metin verisini işleyen ve bu verilerden tüketici analizi çıkartan bir yolda gidiyorduk biz ve biz henüz bir yatırım almadan önce Türkiye’de ki pek çok global markanın veri analitik ürünü olmayı başarmıştık.

Çok doğru kanallardan markalar ulaşıp işte ağızdan ağıza yayılma da buna dahil ürettiğimiz faydayı bir şekilde bu markalara ulaştırıp bu markaların iş dinamiklerine sokmayı başarmıştık ama Türkiye’deki bence girişimcilik ekosistemi ile ilgili bir tane eleştiri bu aslında biz yatırım aldığımız güne kadar bir şirket olarak anılışımız her zaman eksik kalmıştı. Türkiye’de yatırım ekosisteminde var olmanız yatırım aldığınız günden itibaren başlıyor aslında bu medya eleştirisi bir yandan bir yandan algı eleştirisi. Bugün bizim aslında popüler girişim ekosistemine hiç girmemiş ama dünyaya ürünlerini ulaştıran çok çok iyi teknolojik şirketleri var özellikle ben Ankara’da ben gördüğüm için söylüyorum bunları bizim Türkiye’deki o girişim ekosistemini birazcık daha o algılarını aslında hani yatırım düzeneğinden çıkartıp bu şirket kaç kişilik ekiplerle ne kadar büyük şirketlere kullanıcısı olarak birlikte çalışmaya başlamışlar. Farklı farklı ölçütler ile aslında değerlendirmeye başlamak gerekiyor. Benim bu süreçte gördüğüm ve en çok şaşırdığım oydu hani biz kendi yağımızda kavrulma prensibiyle hep yıllarca çalıştık ne zamanki bir gün yatırım aldık aslında hükmen varlığımız o gün başlamış gibi oldu. Bana çok ilginç gelmişti mesela o yüzden bu bizim buradaki girişim ekosisteminin eleştirisi olabilir benim açımdan, hazır yeri gelmişken. 

Levent Aşkan: Anladım gayet güzel yani kendi yağında kavrulup hiç Türkiye’de haber olmamış ama çok daha, yurt dışında çok daha yüksek müşterilere ulaşmış firmalar dediğin gibi özellikle Ankara’da. Buralara niye değer vermiyoruz? Mustafa Savaş: Aslında değer vermemekten ziyade hani girişim ekosistemindeki algımızı biraz daha aşmaktan yani o şirket biz çok değer versek de vermesek de çok değerli şirketler zaten. Kendi içlerinde harika işler yapıyorlar. Genel olarak hani bizim burada aslında ikili sohbet ediyoruz ve bu sohbet bir yerlere ulaşacak ama çok daha büyük bir ekosistemden bahsediyorum Türkiye genelinde. Oradaki algıyı birazcık daha şeye doğru genişletmek gerekiyor, gerçekten üretilen değer ne ve o değer bugünlere kadar kimlere ulaşmayı başlamış çok güzel hikayeler var orada. Benim görüp her seferinde gururlandığım çok iyi çalışmalar var Türkiye’de yapılan. Yavaş yavaş o ekosistemdeki algılarımızı hani yatırım, yatırımı o hükmen hikâyenin başladığı değil aslında hikaye, müşteri alanında başlıyor şirketlerde onu göz ardı etmeyelim derim.

Bölüm içerisinde geçen linkler:
Kimola websitesi: http://kimola.com/
Sociable.co içerik linki: https://sociable.co/technology/consumer-insights-ai-linkedin-landed-10-interviews/
Evernote: http://evernote.com/
Brain.fm: http://brainfm.com/
Mustafa Savaş Twitter adresi: https://twitter.com/mustafasavas_me

Bölümler

0:35 – 01:30
Mustafa Savaş Kimdir?

01:35 – 02:57
Yapay Zekaya ve Metin İşlemeye Olan İlginin Başlangıcı

03:00 – 06:15
Kimola’nın Hikayesi ve Anlamı

06:40 – 15:25
Ürünün sundukları, teknolojisi ve faydası

15:35 – 16:35
Yapay Zekanın Amacı İnsanların Yerini Almak mı?

16:38 – 19:20
İş Modeli

19:25- 24:41
Yurtdışına yapılan pazarlama çalışmaları ve burada birebir görüşmenin etkileri

24:43 – 33:03
Kimola’nın Sociable.co Viral İçerik Hikayesi

33:18 – 35:10
Kimola’yı en çok kullanmasını istediği firmalar?

35:12 – 37:03
Sıklıkla kullandığı 3 uygulama.

37:04 – 45:04
Ofislerin, Kalkan Summer House’ın Hikayesi ve şirket kültürü

45:08 – 53:13
Devlet Desteklerine / TÜBİTAK Desteklerine Olan Yaklaşım ve Bu Desteklerin Katkısı

53:20 – 1:03:16
Yurtdışına açılmak isteyenlere verebileceği tavsiyeler

1:03:18 – 1:06:35
Mustafa’nın girişimcilik dünyası üzerine ekledikleri

1:06:38 – 
Kapanış


Made in Turkey
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/made-in-turkey/
Twitter: http://twitter.com/madeinturkeyxyz
Email: selam@madeinturkey.xyz

Spotify: https://open.spotify.com/show/0KrspleijwAwVpD3u4vYha
iTunes: https://podcasts.apple.com/tr/podcast/made-in-turkey/id1470738463

Paylaş:

Twitter
LinkedIn
Facebook
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2 Haftalık E-Bülten

E-Bültenimize
Abone Olun!

Online dünya hakkında fikir sahibi olmak için bültenimize abone olabilirsiniz.

Sosyal Medya Hesaplarımız

En Son Yazılar

En Son Yazılar

Midjourney Nedir?

Dijital dünyada tasarıma getirilen yepyeni bir boyut Midjourney. En basit tanımıyla; oluşturacağınız metinleri görsele çeviren bir yapay zeka uygulaması. Hayal ettiğiniz her şeyi metne dökebildiğiniz

Twitter’da Büyüme İpuçları

Dünyada 500 milyondan fazla, Türkiye’de ise 16 milyondan fazla kullanıcıya ev sahipliği yapan Twitter, işinizi veya ürününüzü pazarlamak için mükemmel bir araçtır. Fakat milyonlarca kullanıcı

ChatGPT Nedir, Nasıl Kullanılır?

ChatGPT, OpenAI tarafından geliştirilen son teknoloji ürünü bir dil modeli. Bir yapay zeka dil modeli olarak ChatGPT, insan benzeri metin yanıtlarını anlamak ve üretmek için

Figma Nedir

Figma, kullanıcı arayüzleri (UI), kullanıcı deneyimi (UX) tasarımları ve etkileşimli prototipler oluşturmak için kullanılan bulut tabanlı bir tasarım ve prototipleme aracı. Tasarımcılar ve geliştiriciler gerçek

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x